Kurtuluş Savaşı İzmir’de kazanıldı, ardından Bursa’ya geçti ve burada öğretmenlere hitaben bir konuşma yaptı: “Ordularımızın başarısının sebebini biliyor musunuz? Bizim başarılarımızın sebebi, ordularımızın sevk ve idaresinde fen metotlarını ittihaz etmektir.”
Şu mesajı veriyordu: “Ben buraya kadar çok rasyonel yönettim bu işi, bundan sonra da her şey böyle yönetilecek.”
Ardından, Mustafa Kemal’in Ankara’da büyük bir çay partisi vereceği haberi yayılır. Davetliler var, çay partisi var, ama ev sahibi ortalıkta yok, cephede. Bir tür oyalama ve dikkati başka yöne çekme hamlesidir bu.
Son kontroller yapıldıktan sonra Atatürk cepheye gelir, Anadolu’nun dış dünya ile bütün telgraf bağlantılarının kesilmesini emreder. Anadolu birdenbire suskunluğa bürünür. Hemen ardında da Ankara’da Mustafa Kemal’e karşı bir isyan başladığı yönünde sahte bir haberin yayılması sağlanır. İstanbul, Mustafa Kemal’e karşı bir hareket başlamış haberini alır ama Anadolu’da aynı zamanda tüm telgraflar da susmuştur. Kimse duruma bir mana verememektedir. Atatürk, daha arazide silahlar konuşmaya başlamadan istihbarat savaşını kazanmıştır.
Mustafa Kemal, bütün gücü güneyde topladı. Bu arada İngiliz mareşali Charles Vere Ferrers Townshend Yunan müstahkem mevkilerini gezer. O kadar beğenir ki, “Türkler burayı altı ayda geçerlerse, altı günde geçtik desinler” der.
Yunanlılar vaziyetten çok memnundur, o kadar eminlerdir ki kendilerinden, istihbaratı da boş verirler. Bu sırada bizimkiler ise bütün gayretleriyle güneyde toplanmaktadırlar.
Atatürk, taarruz tarihini Ankara’da hiç kimseye bildirmez, hatta kendi arkadaşlarına dahi bilgi vermez.
Bu savaşta bir sürü insan kaybettik, karşı taraf da... Başarımızı eğer ekonomik bir zafer takip etmezse bu yapılan, yıkımdan başka bir şey değildir. Ne yapacağız bundan sonra, ona bakmalıyız.