Durmadan deneyimden deneyime koşarsanız, her yeni maceranın, her yeni kişinin ya da şeyin getirisi giderek azalır. Ülkenizden hiç çıkmamışsanız, gittiğiniz ilk ülke bakış açınızı müthiş değiştirir çünkü deneyiminiz çok azdır. Ama yirmi ülke gördüyseniz, yirmi birinci çok az şey katar. Elli ülkeye gittiyseniz, elli birincinin katacağı şey daha da azdır.
Genellikle azla daha mutlu oluruz. Fırsatlar ve seçenekler üzerimize yağdığı zaman psikologların seçim paradoksu adını verdikleri sıkıntıyı çekeriz. Temel olarak, ne kadar fazla seçenek verilirse, seçtiğimizle o kadar az tatmin oluruz çünkü dikkatimizi tüm diğer seçmediğimiz seçeneklere odaklarız.
Yazar Tim Ferriss, yetmişten fazla roman yazmış bir edebiyatçı hakkında duyduğu bir öyküyü anlatmıştı. Birisi edebiyatçıya bu kadar düzenli yazıp da nasıl esinini ve motivasyonunu kaybetmediğini sormuş. Yazar, “Her gün iki yüz berbat sözcük, hepsi bundan ibaret,” yanıtını vermiş. İki yüz berbat sözcüğü yazınca, yazma eyleminin kendisi ona esin verdiği için farkına bile varmadan binlerce sözcüğü sayfaya aktarırmış.
Okuldayken matematik öğretmenim Bay Packwood, “Bir probleme takılıp kalırsanız, oturup da düşünmeyin, üzerinde çalışmaya başlayın. Ne yaptığınızı bilmeseniz bile, sadece
üzerinde çalıştığınız için zamanla doğru fikirler aklınıza gelecektir,” derdi.