📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Bir sorunun hem uzun, karmaşık ama kulağa mantıklı gelen bir cevabı hem de bir çocuk tarafından bile anlaşılabilen basit bir cevabı varsa doğru cevap genellikle basit olandır."
Disiplinle birlikte kişi kendi kaderini bizzat tayin edebilir. Yirmi, otuz, belki kırk yılın sonunda, çabalarımızın bize neredeyse körü körüne bir mecburiyetmiş gibi geldiği bir nevi irade eşiği vardır, tabii bunu bilinçli olarak gaye edinmemişsek. Kaçınılmazlık disiplinin sadece pasif bir alışkanlık olmadığını gösterir. İradenin kaderi çizdiğine inandırır, ki Nietzsche de özgürlük tanımını bunun üzerinden yapmıştır. Yürümedeki kaçınılmazlık, bir kez yola çıkanın gideceği yere ulaşma zorunluluğudur. İlerlemekten başka çare yoktur. Yorgunluğun ve yolun sonunda, insan her zaman gideceği yere ulaşır; "Hadi bir saat daha," demek ve, "Ha gayret!" diye düşünmek yeterlidir. Yasadır bu, değiştirilemez. Yayayken oraya ulaşmak için yürürüz. İradenin kadere tecellisi budur.
Dedikleri gibi, yürümek "kafayı boşaltır". Diğer taraftan yürümek zihni başka bir amaçla doldurur. Fikirler veya doktrinlerle değil, tıka basa cümlelerle, alıntılarla, teorilerle de değil, dünyanın mevcudiyetiyle doldurur. Bu mevcudiyet yürüyüş esnasında gün boyu üst üste katmanlar halinde ruha çöker. Akşam olduğunda düşünmeye hemen hiç ihtiyaç duymazsınız. Bir tek nefes alıp verir, gözlerinizi kapar ve tabiatın katmanlarının (gökyüzünün rengi, yaprakların pırıltısı, tepelerin birbirlerine karışan hatları) bedeninizde çözünüp yeniden birleştiğini hissedersiniz. Burada güven denilebilecek şey, katı ve umut dolu değil, dingin bir emin olma halidir. Bütün gün yürüyen insan gece karanlığı çöktüğünde varlığından emin hale gelir.