"İnsan bazen para dışında başka bedeller ödemek zorunda kalıyor," dedi Basil.
"Neymiş o bedeller Basil?"
"Pişmanlık, acı çekmek... ya da aşağılandığının farkında olmak gibi mesela."
"İnsanlar en çok kendilerine lazım olan şeyleri başkalarına vermeye pek meraklıdır," dedi Lord Henry gülümseyerek. "Cömertliğin son noktası diyorum ben buna."
"Şu dünyada acı çekmek dışında her şeyi anlayışla karşılayabilirim," dedi. "Acı çekmeyi anlayabilmem mümkün değil. Acı çekmek kötüdür, çirkindir, karanlıktır. Çağımızın acıya duyduğu sempatide hastalıklı bir şeyler var. İnsan yaşamın renklerine, güzelliğine, coşkusuna sempati duymalı. Hayata dair yaralardan ne kadar az bahsedersek, o kadar iyi."
“ Ben yaşlanıp çirkin ve iğrenç bir şey olacağım. Oysa bu portre hep genç kalacak. Yaşı şu haziran gününde sabitlenecek; bir gün bile yaşlanmayacak... Keşke tam tersi olabilseydi! Ben hep genç kalsaydım da şu resim yaşlansaydı. Bunun için neler vermezdim. Varımı yoğumu verirdim. Ruhumu bile satardım!"