Anlayamıyorum..
Okudukça nelerden mahrum kalıyoruz, nelere anlamsızca bağlanıyoruz çok daha iyi fark ediyorum. Türk edebiyatına ise verdiğimiz değerin bir hayli az olduğunu görüyorum. Kalıplaşmış isimlerin peşini kovalamaya, sadece insanlardan görüp araştırma yapmadan, kendimize “okur” sıfatını yüklemeye ne kadar da alışmışız. Acımasız oldum galiba, her neyse.
Erendiz Atasü’nün kitaplarının, adlarını sayamadığım birçok ülkenin dillerine çevrildiğini, oranın öykü antolojilerinde yer aldığını biliyor muydunuz? Bilmiyor olabilirsiniz çünkü bu sitede sadece 91 okunması var.
Kendisini üniversite yıllarımda Dün ve Ferda kitabıyla tanımıştım. Fakat ben de hayırsız çıkmış olacağım ki diğer kitaplarını elime almaya onca yıl sonra başladım.
Erendiz Atasü tam bir Cumhuriyet kadını, vatanının sevdalısı..
Kadınlara olan bakış açısıyla gönlümde taht kurmuştur. “Ben kadınım, bunları yazamam” gibi düşünceler barındırmamış, kadın ana temalı öykülerinde cinselliği asla geri plana atmamıştır. Ataerkil toplum yapımızda, erkeğin kadına olan duruşunu iyisiyle kötüsüyle yazmıştır. Öykülerinde asla kadınları ezik göstermemiş, yaşadıkları acılar sonucu hep dik tutmaya çalışmıştır. Sadece sorunlar değil elbette, aşkı da yaşatmış, o sevdanın güzelliğinden de bahsetmiştir. Konularında zaten hep yer edinmiştir.
O SENİN BEDENİN, DOKUN ONA, ÇEKİNME, KENDİNDEN UTANMA!
“Boncuklar gibi oynadığım sözcüklere... Diziyor, bozuyor, yeniden diziyor, dilediğim renklere boyuyordum onları... Gücüme hayrandım.” (Sayfa: 17)
Gerçekten de Atasü, kelimelerle adeta dans ediyor. Karakter tahlilleri, imgeleme yeteneği üst düzeyde. Okuduğunuz bir paragrafın anında gözünüzde canlanma olasılığı ise çok yüksek. Yazdıklarını resmen yaşıyorsunuz ve bu sebeplerden ötürü sayfaları