Salman Ferzelıyev

Tarihte, bilimi kötü amaçlar için kullanan insanlardan, bilimin intikam aldığına dair nice örnekler vardır. Ben sizlerle sadece birkaç tanesini paylaşacağım. Tarihteki ilk intikama, 6. Mitridates (M.Ö. 134-M.Ö. 63)’i örnek verebiliriz. Mitridates’in yaşadığı dönemde zehirlenmeler, özellikle krallar ve yöneticiler arasında çok sıradan bir hâle gelmişti. Babası da zehirlenme sonucu ölünce böyle tehlikeli bir ortamda zehirlerden korunma yöntemi geliştirdi. Mükemmele yakın sonuçlar veren bu yöntemle tıp dünyasında “Mitridatizm”i yaratmıştır. Kendisini korumak için, bilinen her zehirden, etkisinin çok altında dozlar alıp yavaş yavaş bu dozları arttırarak vücudunda bağışıklık oluşturmuştur. Zamanla hiçbir zehir onu etkilememiştir. Zehirle ilgili yapmış olduğu bu çalışmaları savaşlarda da düşmanlarının aleyhine kullanmış ve Roma askerlerinin çoğunu zehirleriyle öldürmüştür. Roma’yla yaptığı son savaşta yenilince, esir düşmemek için yanında taşıdığı zehirle önce kızlarını zehirlemiş, sonra kendisi bu zehri içmiştir. Kızlarını öldüren zehir Mitridates’i öldürmemiştir. Bu yüzden düşmanının eline canlı düşmemek için kendisini en yakın korumasına kılıçla öldürtmüştür.
Reklam
Embriyoya dokunmak İslam’a göre haramdır! Bugün, bunun hakkında herhangi bir fetva veremesek de haramdır! Ben söylüyorum buradan: “Embriyoya dokunamazsınız, haramdır!” Papa da bunu yasaklamıştır. Kur’an’da: “Çekirdeğin zarına dokunmayın, mülk Allah’ındır”89 diyor. Kabak çekirdeği olarak almış onu bizim müfessirler. Çekirdeğin zarına dokunduğunuz zaman her şey altüst oluyor! Çekirdeğin zarında genler var, bunlara dokunulduğu zaman hele hele eşey genlere dokunulduğu zaman korkunç sonuçlar ortaya çıkıyor. Konuyla ilgili çalışmalar yapan Aziz Sancar Bey’in de ifade ettiği gibi; genlerde birtakım değişiklikler yaptığımız zaman, öldüğümüzde o gen bozuklukları da ölüyor ama eşey genler öyle değil! Gende DNA sarmalı var, onun içerisindeki adenin, guanin, sitozin, timin belli kurallar çerçevesinde diziliyor, bunların bir dizaynı, bir hesabı var. Diyelim ki tümöre, kansere karşı bir kapı var, bu kapıyı kapatalım diyoruz, kanser olmasın veya enfeksiyon olmasın istiyoruz veya çocuğumuz sarışın, yeşil gözlü olsun istiyoruz... Biz onlara her ne sebeple dokunursak dokunalım bilmediğimiz bir mekanizmayla o genler bir tespih tanesi gibi yeni baştan düzenleniyor. Bu düzenlenme esnasında farklı, yeni kapılar ortaya çıkıyor. Vücudumuzda seksen ila yüz trilyon hücre var ve her birinde altı milyar DNA bazı var: üç milyarı anneden, üç milyarı da babadan geliyor. Bunları peş peşe dizsek, güneş ile dünya arasında gidiş geliş otobanlar olur. İşte bunların eşey genlerine dokunduğumuz zaman geri dönülemez sonuçlarla karşılaşıyoruz.
Hatırlayın! Bob ve Alice’in, iki yapay zekâ robotunun, kendi aralarında bir dil geliştirerek konuşmaya başlaması, daha sonra konuşmaları çözülse de mühendislerin anlamadığı bir dil ortaya koyduklarından onları iptal etmesi! Bugün çok fazla açıklanmasa da evde kullanılan robotlar arasında eşine aşık olup kocasını öldürenler, kocasına aşık olup karısını öldürenler var. Hatta çok ilginç bir bilgi daha vereceğim size, Barcelona’da bazı robotlar var ki gerçeğinden ayırt edilemeyecek düzeyde! Şimdiye kadarki genel kanı, yapay zekânın tehlike oluşturmayacağı üzerine. Çünkü hiçbir makine insan beynini geçemez, mühendisliğini geçemez düşüncesi var. Hayır, değil! Ben diyorum ki: “Yapay zekâ yarın insan beyninin üzerine çıkacak!” Niye? Çünkü bağlantısallık matematiği içerisinde bilgi işleyen her şeyin yeni bilinç üretmesi Oto Process diye bir kavram var: Bilgi üreten her şey zekâ üretir, bilinç üretir, kendini korumayı ortaya çıkartır. Başlangıçta bilgiyi biz veriyoruz ama sonra o işliyor. Yapay zekâ da bilgi işler.
Bunun tehlikeli bir boyutu da var; düşüncelerin okunması ve etkilenmesi. Bu şu anda Çin’de satılıyor! Aynı şekilde ineklerde daha fazla süt salgılanması için de çok yeşil bir ortamda otladıkları imajını, algısını yönlendiriyorlar ve nöronlar o şekilde çalışmaya başlıyor. Tavuklara her gün üç, dört tane yumurta nasıl yaptıracaksın? Robert Lanza’nın görüşü, gözleyen ile gözlenen arasındaki ilişki: “Kuantum” ile. Bakterilerin de zekâsı var, DNA vasıtasıyla videoya aktarılabiliyor! Bir adı koşuyor, bu görüntüyü bakteriye aktarıyorlar, bakteriden birkaç nesil sonra çoğaltılıyor ve tekrar o video oynatılabiliyor. Bakterilerin de akılları var, bakteriler de akıllı.
Beyin hep hayal kurar, gerçekleştirmek bizim elimizde. Başarı, başarısızlıktan başarısızlığa sıçramaktır ki başarıya ulaşalım. Hep peşinde koşacaksınız. “Dünyada birçok insan bir şeyi başarıyorsa bütün insanlar onu başarabilir, dünyada birkaç insan bir şeyi başarıyorsa birçok insan onu başarabilir, dünyada bir insan bir şeyi başarmışsa birkaç insan onu başarabilir, dünyada sadece bir insan bir şeyi düşünebiliyorsa, hayal edebiliyorsa, tefekkür âlemine dalabiliyorsa bir tek kişi sadece o kişi onu yapabilir, bu onun elindedir.” Onun için kader ve kaza burada ortaya çıkmaktadır. Matematiksel olarak ispat edilmiş ve Nobel ödülü almıştır bu. Ben bilim insanı kimliğimle konuşuyorum. Bilimsel kaynağı olmayan 106 GELECEK ŞEKİLLENİYOR MU HEM DE BUGÜNDEN! bir şeyi söyleyemem. Hayal, o nöronlardan ulaşan hayal dünyası, bilimin meşalesidir! Sonra da matematik, matematik olmadan asla olmuyor. Önce hayal edeceksin, sonra matematik süzgecinden geçireceksin, deney labo-ratuvarından da geçecek ve ortaya çıkacak. Siz ne düşünüyorsanız yaparsınız, düşünün ve yapın!
Reklam