GELECEKTE BİZLERİ NELER BEKLİYOR?
Bilimin hızından, günümüze kadar nasıl geliştiğinden ve 72 saatte nasıl iki katına çıktığından bahsetmiştik.
Bugün, beyin tümörlerindeki bilgi akışını görüyoruz, videoya alıyorlar. Nature’da yayınlandı.
Düşüncelerimizin fotoğrafını çekmek de artık mümkün. Amigdalayı uyararak istenilen şeyleri hayvanlara yaptırabiliyoruz. Bundan on beş sene evvel İskoç bilim insanı lan Wilmut’un, Dolly’i kopyaladığını öğrendiğimizde dünya ayağa kalkmıştı. Bugün bunu çok basit görüyoruz. Fare kopyalandı, birebir insan kopyalanıyor. Klonlama yapıldı. Kopyalama birebir aynısıyken klonlama var olandan değişik modifikasyonla bir tane daha canlı oluşturmaktır. Bugün bunların hepsi yapıldı. 2070 yılında androidlerin bizi koruyacağına kesin gözüyle bakılıyor. Pentagon’da bir general: “2040 yılında Amerikan ordusunun yüzde ellisi robotlardan oluşacak” diyor. 2055 yılında bunlar hologram asker olacak yani görünmez asker. Hatta savaşta top atılacak ama ortada tank göremeyeceğiz!
Bilim insanları polimat72 olmak zorundadır. Eğer tek bir alanda bilgi sahibi olursanız, yanılırsınız. Eski bilim insanlarının çoğu polimattır; fizik biliyorlar, matematik biliyorlar, musiki biliyorlar. Zaten musiki olmazsa beyin kendi nöronları arasındaki bağlantıyı iyi kuramaz. Fara-bi’ye bakın hem doktordur hem müzisyendir hem mü-fessirdir hem filozoftur. İbn-i Sina’ya bakın hakeza Ab-dülkadir Meragi’ye bakın, hepsi polimattır. Bugün tıbbın temelinde olan Galen, Hipokrat ve İbn-i Sina, bunların hepsi filozof, matematikçi ve hekimdir. Onun için polimat olmak lazım! Polimat olmayanların üretken olması mümkün değildir!
Allah eğer Tevrat’ı İbranice, İncil’i Aramice, Kur’an’ı Arapça indirmemiş olsaydı, sıfırdan dokuza kadar olan sihirli rakamları kullanarak indirirdi, diyorum! Çünkü matematik inanmayı gerektirir!
Hiç fark ettiniz mi, Nobel ödüllerinde neden matematik ödülü yok? Matematik sadece bir alanın bilimi değildir, mesela felsefede de matematik vardır. Eğer siz matematiği bilmezseniz felsefe yapamazsınız.
Matematik bütün bilimlerin kaynağıdır. M.Ö. 300 yıllarında 13 ciltlik eser yazan Euclides’in, eğitimini tamamladığı Atina’daki Platon Üniversitesi’nin kapısında, “Geometriyi bilmeyen hiç kimse bu kapıdan içeri alınmaz” yazmaktaydı.
Uygarlıklar yok olabilir ama bilim kaybolmaz. Ba-bil ve Asur uygarlıkları kayboldu, Hammurabi, Sargon ve Nabuchadnezzar artık anlamsız isimler... Ancak bugün, Babil matematiği, 60 ölçekli “Babil Cetveli”, astronomide hâlâ kullanılmaktadır. Konuşma dilleri ölür. Milletler, devletler kaybolabilir. Ama matematiksel düşünceler kalıcıdır. Belki bu nedenle, matematikçiler de ölümsüzlük şerbetini içen grup arasında sayılmalıdır.6