Taş, toprak, kalem... Aklınıza gelebilecek her şeyin bir elektromanyetik alanı vardır. Her insanın beyninden frekanslar yayılır, her beynin de elektromanyetik alanı vardır. Bu tamamen nörofizyolojik bir kuraldır. Bunu hürriyete benzetebiliriz; kişilerin hürriyeti bir başkasının hürriyetinin bittiği yerde biter! Aynı şekilde beynimizdeki frekanslar için de geçerlidir bu.
İnsanların beyinlerinde oluşturduğu bu elektromanyetik alanlar, iradi olarak da güçlendirilir. Bu özellikle tasavvufta gayriiradi olarak yapılır. Bazı âlimler, mutasavvıflar gayriiradi olarak bu elektromanyetik alanını geliştirme imkânına sahiptir. Elektromanyetik alanını geliştirince bizim elektromanyetik alanımızı etkileme 20 Progresifi İlerici.
48 AH ŞU BEYİN DEDİKLERİ! WORLD BRAIN WEB (WBW) imkânı buluyorlar. Nasıl ki “Adam benim gözlerimin içine baktı, sanki gözlerinden ışık çıkıyordu,” deriz. Bu duruma kendim de şahit oldum. İki şekilde oluyor; birisi iradi birisi gayriiradi. İradi olanlar, bunu fizik, matematik kurallarını bilerek, kasti olarak yani beyinde teksif ediyorlar, özellikle onu düşünüyorlar. Bir şeyi ne kadar çok düşünürseniz o başınıza gelir. “Düşündüğüm başıma geldi”, “Korktuğum başıma geldi” cümleleri tam da bu minvalde söylenmez mi? Gayriiradi olanlar ise tamamen bilinçsizce gerçekleşiyor. Muhyiddin Arabî, Abdulkadir Geylani, Nakşibendi ya da Rufai gibi mutasavvıfların elektromanyetik alanlarını iradi olarak geliştirdiklerine inanmıyorum ben, gayriiradi olarak geliştirdiklerini düşünüyorum. Bunu bugün de yapanlar var. Sadece İslam’la sınırlamayalım.
Bugün Aziz (Saint) dediğimiz, Hristiyan mutasavvıflarında da vardır bu, Yahudi tasavvufunda da vardır hatta Hinduizm’de, Budizm’de de vardır.