Salman Ferzelıyev

Atomun elektronları var, nötronları var, protonları var, onun altında kuarklar var, leptonlar var ve onun da altında, “Tanrı parçacığı” dediğimiz bozonlar var. Fakat burada bu işler işlemiyor. Mesela Newton’a göre bir şey ya parçacıktır ya da dalgadır. Ama bakıyoruz ki atom altı seviyede bazen parçacık oluyor bazen dalga oluyor. Max Planck, Einstein, Heisenberg, Schrödinger Te birlikte kuantum düşüncesi, kuantum fiziği ortaya çıkıyor ve böylece biz bozonları daha iyi anlamaya başlıyoruz ve bu sayede yeni kapılar açılıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bundan üç yıl önce yazmış olduğumuz “Beynin Şifresi”46 adlı kitapta, beynin hafızasının kapasitesi iki buçuk milyon gigabayttır diye yazdık. Aradan üç yıl geçti, bugün diyorum ki beynin kapasitesi namütenahidir, sonsuzdur. Neden? Çünkü milattan önce 1500’lü yıllarda bilim iki katına yaklaşık bin yılda çıkarken, bu oran milada geldiğimizde, 600-700 yıla düştü. 1000’li yıllarda 500 yıl civarına, 1900’lü yıllarda ise 150 yıla düştü. Yani 150 yılda iki katına çıkmaya başladı. 1980’lere geldiğimizde ise bu oran 50 yıl civarında oldu. Şu an baş döndürücü bir hız var! Bugün bilim 72 saatte iki katma çıkıyor. Öyle bir hız! Merakımız arttıkça, sırlı kapıların içerisine girdikçe yeni bir sırlı kapı karşımıza çıkıyor. Şimdi diyoruz ki, beynimizin %2’sini kullanıyoruz. Hayır, hiç kullanmıyoruz!
Diyelim ki siz yirmi yıllık pilotsunuz, bense hayatımda hiç uçak kullanmamışım. Sizin uçak kullanma tecrübenizi küçücük bir arayüz vasıtasıyla beynime yüklüyo-rum. Böylece o arayüz aracılığıyla sizin tecrübelerinizin beynime yüklenmesi sayesinde o uçağı kullanabiliyorum! Bunun 2060’h yıllar civarında en geç 2100’de olacağı kanaatindeyim. Ben yazdım, Michio Kaku da “Geleceğin Fiziği”nde bundan bahsediyor.
Beynimizin elektromanyetik alanım ister iradi ister gayriiradi olsun, olumlu etkilemeliyiz. Beyne, iyi fikirler ekerek iyi yolda kullanmalıyız. Kur’an: “İnsanların en hayırlısı, insanlar için hayırlı düşünen, hayırlı şeyler yapandır”21 demiyor mu? Bizler de bu minvalde yaşamalıyız.
Taş, toprak, kalem... Aklınıza gelebilecek her şeyin bir elektromanyetik alanı vardır. Her insanın beyninden frekanslar yayılır, her beynin de elektromanyetik alanı vardır. Bu tamamen nörofizyolojik bir kuraldır. Bunu hürriyete benzetebiliriz; kişilerin hürriyeti bir başkasının hürriyetinin bittiği yerde biter! Aynı şekilde beynimizdeki frekanslar için de geçerlidir bu. İnsanların beyinlerinde oluşturduğu bu elektromanyetik alanlar, iradi olarak da güçlendirilir. Bu özellikle tasavvufta gayriiradi olarak yapılır. Bazı âlimler, mutasavvıflar gayriiradi olarak bu elektromanyetik alanını geliştirme imkânına sahiptir. Elektromanyetik alanını geliştirince bizim elektromanyetik alanımızı etkileme 20 Progresifi İlerici. 48 AH ŞU BEYİN DEDİKLERİ! WORLD BRAIN WEB (WBW) imkânı buluyorlar. Nasıl ki “Adam benim gözlerimin içine baktı, sanki gözlerinden ışık çıkıyordu,” deriz. Bu duruma kendim de şahit oldum. İki şekilde oluyor; birisi iradi birisi gayriiradi. İradi olanlar, bunu fizik, matematik kurallarını bilerek, kasti olarak yani beyinde teksif ediyorlar, özellikle onu düşünüyorlar. Bir şeyi ne kadar çok düşünürseniz o başınıza gelir. “Düşündüğüm başıma geldi”, “Korktuğum başıma geldi” cümleleri tam da bu minvalde söylenmez mi? Gayriiradi olanlar ise tamamen bilinçsizce gerçekleşiyor. Muhyiddin Arabî, Abdulkadir Geylani, Nakşibendi ya da Rufai gibi mutasavvıfların elektromanyetik alanlarını iradi olarak geliştirdiklerine inanmıyorum ben, gayriiradi olarak geliştirdiklerini düşünüyorum. Bunu bugün de yapanlar var. Sadece İslam’la sınırlamayalım. Bugün Aziz (Saint) dediğimiz, Hristiyan mutasavvıflarında da vardır bu, Yahudi tasavvufunda da vardır hatta Hinduizm’de, Budizm’de de vardır.