Tu

Tu
@Salondakibitki
Her sevinç nöbetinde kusmak sunuldu bana. (Biraz edebiyat,biraz felsefe,biraz psikoloji biraz da iç dökmece)
İstanbul
135 okur puanı
Haziran 2024 tarihinde katıldı
@Salondakibitki·
·
sabitlendi
Atsız’
Saraylarda süremem Dağlarda sürdüğümü Bin cihana değişmem Şu öksüz Türklüğümü
Hüseyin Nihâl Atsız
Hüseyin Nihâl Atsız
Mutluluk Üzerine
İnsan zihni dönüp dolaşıp hep aynı iki sorunun çıkmazında kayboluyor: 'Neden mutlu değilim?' ve 'Nasıl mutlu olurum?' Oysa bu sorular, bizi sürekli bir şeylerin eksik olduğuna inandıran birer yanılsamadan ibaret. İnsan, bu amansız arayışın ötesine geçip kendine daha yalın, daha cesur sorular sorabilmeli: 'Şu an mutsuz olmak için gerçekte ne sebebim var? Eğer bir sebebim varsa, bunun ne kadarı benim elimde ve ne kadarını değiştirebilirim?' Gerçek bir akıl yürütme, zihni mutluluk peşinde koşturarak yormak değil; mutsuzluk diye adlandırdığı şeyin haritasını çıkarabilmektir. Stoacıların yüzyıllar önce söylediği gibi; bizi üzen şeyler olayların kendisi değil, o olaylara yüklediğimiz anlamlardır. İnsan, acısının ve huzursuzluğunun sınırlarını mantık süzgecinden geçirip onun 'halledilebilir' düzeyini gördüğünde, zihnin kendi kendine ördüğü o görünmez duvarlar da yıkılmaya başlar. Mutluluk, dışarıda aranıp bulunacak bir ödül değil; zihnin kendi yarattığı gölgelerden kurtulduğu o berrak uyanış anıdır."
Alıntı
Herkesin herkese karşı savaşı
Çağdaş felsefenin kurucuları insanlığın içinde bulunduğu durumu ve tüm ilişkilerinde taşımış olduğu şiddet potansiyelini göz önünde bulundurarak modern insanlık halini ta başından beri “herkesin herkese karşı savaşı” ve “olmak ya da olmamak” durumu olarak belirlemiştir. Bu durumda ‘insan insanın kurdu’ olmaktan başka bir şey olamazdı. Bugün bu durum insanlık, diğer tüm canlılar ve genel olarak doğa bakımından gerçek anlamda çok acil hayati bir öneme sahiptir. İnsanlığın genel krizi felsefenin hep alacakaranlığı olmuştur. İnsanlığın küllerinden yeniden doğuşu felsefenin de yeniden kendisine gelişinin ve kuruluşunun önkoşuludur. Felsefe insanlığın kâinatta veya evrende varlığına akla dayalı bir anlam kazandırma çabasının bir ürünü olarak varolmuştur. Akıl, çağımızı tüm çelişkileriyle ve çelişkilere ilişkin çözüm potansiyelleriyle kavrayan ve buna dayalı eylem perspektifi sunmakla yükümlü olan felsefenin en önemli aracıdır. Bu, felsefenin tüm bilimleri temellendirici ve ereği bilimselleştirici özgürlük bilimi olmasından kaynaklanır. Mevcut değer ve anlam krizinin bugün derinleşerek yıkıcı bir şekilde yaşanıyor olmasının nedeni, modern insanın başından beri çelişkili pratiğinde ve derme çatma olan dünya tasarımında birliğin ve bütünlüğün çökmüş olmasıdır. İnsanlık dünya çapında akla dayalı barışı ve özgürlüğü mümkün kılan yeni bir birlik ve bütünlük arayışı içindedir. Bu durum en başta felsefeyi göreve çağırmaktadır. felsefedergisi.org/wp-content/uplo...
Alıntı
Olmak ve olmamak meselesi
İnsanın varlığı hâkim postmodern-neoliberal ideolojiye göre kurgulanan “yeni” insan tipi açısından yalnızca kâr, çıkar, yarar ve kazanç bağlamında bir önem arz etmektedir. Diğerleri ancak kâr kaynağı olarak çıkar sağlamak için iş görüyorsa bir anlam ifade etmektedir. Bu çerçevenin dışına düşen her kim olursa olsun herkes kelimenin gerçek anlamında “hiçbir şey” olarak işlem görmekte ve“değersiz” olarak alınmaktadır. Bu koşullar altında insanlığın Nazi toplama kamplarının geniş çaplı bir uygulaması ile karşı karşıya olduğunu düşünmeden etmek mümkün değildir. Felsefe dergisi felsefedergisi.org/wp-content/uplo...
1000Kitap