Ahmet Korkut

Kendi isteğimle gelmediğim bu dünyada, yaşamanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Duygu ve Düşünce
Reklam
Hayat bir nehir gibi akıp gidiyor, ben ise onun içinde boğuluyorum.
Duygu ve Düşünce
Yaşamak… Sadece bir evin içinde barınmak mı gerçekten? Duvarlar, eşyalar, faturalar… ve adına “hayat” dediğimiz bir bekleyiş. Yoksa biz, bize öğretilmiş rollerin içinde usul usul eksilen birer gölge miyiz? Fark etmeden… itiraz etmeden… hatta çoğu zaman bundan memnun olduğumuzu sanarak. Ne garip… İnsan, kendi hayatını yaşadığını zanneder. Oysa çoğu insan, sadece kendisine yazılmış bir metni ezberler. Sabah uyan, çalış, yorul, sus… kabullen. Ve bu tekrarın adına “düzen” densin. Daha da garibi şu: İnsan, kendi benliğinden uzaklaştıkça özgürleştiğini sanır. Çünkü ona özgürlük, seçim yapabilmek değil; sunulan seçenekler arasında kaybolabilmek olarak öğretilmiştir. Şevk duyduğun şeylere dikkat et. Gerçekten senin mi onlar? Yoksa sana verilmiş küçük ödüller mi? Bir köpeğe atılan kemik gibi… Koş, yorul, parçalan… ama arada bir “iyi hisset”, ki isyan etmeyesin. Çünkü bu düzen, zincirlerini kıran insanı değil zincirlerini sevip onlara anlam yükleyen insanı sever. İyi olana savaş açmak… Kötüye teslim olmak… Bunlar çoğu zaman bilinçli tercihler değildir. Bunlar, insanın içten içe tükenirken bile “yaşıyorum” diyebilmesi için kendine söylediği yalanlardır.
Duygu ve Düşünce
Ne için varsın, insanoğlu? Ölmek için mi, öldürmek için mi?
Duygu ve Düşünce
İnsanlar hayata umudu ve inancı ile tutunur. Peki, inançsızlığa inanmak da insanı yaşama bağlayabilir mi?
Duygu ve Düşünce