Salih Yaz

Salih Yaz
Her gün mutlaka kitap okumalı, bol bol seyahat etmeli ve hayatın içinde olmalı. Yapabildiğim kadar... instagram.com/salihyazlali?ig...
O gece iki medreseyi ziyaret ettik. Sağlıklı, güçlü, gencecik öğrenciler, geleceğin mollaları medresenin avlusunda dizilmişlerdi. Bunların yanında geniş cübbeli, beyaz ve yeşil sarıklı molalar ve hocalar da yer almıştı. Hepsi de yerlere kadar eğilerek Mustafa Kemal Paşa‘yı selamlıyorlardı. Bunların içinden biri, bunların başı ve en nüfuzlusu, Mustafa Kemal Paşa’dan medrese sayısını arttırmasını rica etti. Bu zat ayrıca medrese öğrencilerinin askere alınmamalarını da rica etti. Hoca konuşurken Mustafa Kemal’in kendini tuttuğu belli oluyordu. Ama medrese öğrencilerinin askere alınmamaları söz konusu olunca artık kendini tutamadı ve yüksek bir sesle, sertçe “ne o,”dedi, “yoksa sizin için medrese, Yunanları yenmekten, halkı zulümden kurtarmaktan daha mı değerlidir? Millet kan içinde yüzerken, halkın en iyi çocukları cephelerde dövüşür, yurt için canlarini feda ederken siz burada genç, sapa sağlam delikanlıları besiye çekmişsiniz!” Mustafa Kemal’in konuştukça gözleri daha korkunç bir hal alıyordu: “Bu besili delikanlılarınızın askere alınmaları için hemen yarın emir vereceğim!”
Sayfa 98·Kitabı okudu
Reklam
Her gece başka bir otelde kalıyordu belki, ama ölüme yalnız başına gitmemişti. Yanında Karl, çantasında Goethe’nin Faust‘u vardı.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Kışlada uzun eşek oynar gibi bindiler milletin tepesine. Şimdi sayfiyedeler. Ne pişmanlık ne bir özür. Cuntalar bu ülkenin canını okudu.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Nazım’la tanışsalardı şair kim bilir ne güzel şiirler dizerdi İpek’in kömür gözlerine.
Sayfa 52·Kitabı okudu
21. Yüzyılda farklı değil
20. yüzyıl kıyımların, yıkımların, soykırımların zamanıydı, ne çabuk unutmuştuk. Canilerin ve cinayetlerin zamanı. Ve hala kan revan içinde. Evet, kapanmadı yara, daha kabuk bile tutmadı; ortak belleğimiz acıları, yıkımları, kıyımları alıp tazeledikçe içimiz kan ağlıyor.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Reklam