Yüzüm yenilgi ve şaşkınlıktan yorgun gözükürken, kafamın içinde bambaşka mana olduğunu, her şeyin istek, dokunma ve aşktan yapıldığını, bunun acı çektiğimi hayatın temel gerçeği olarak artık anlıyordum.
Güzelliğinden ya da kendimi çok yakın hissettiğim hareketlerinden ve teninden sızan bir ışık, bana dünyanın gitmem gereken merkezinin onun yanı olduğunu hatırlatıyordu. Geri kalan yerler, kişiler, meşgaleler "kaba oyalanmalar" dan başka bir şey değildi.