En bayağı olayın bir serüvene dönüşmesi için onu anlatmaya koyulmamız gerekir, bu yeterlidir. İnsanları aldatan da bu zaten: insan hikayecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar; başına gelen her şeyi hikayelerin arasında görür, hayatını anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.
Şu adlandırılamayan düşünce hâlâ orada. Sessiz sedasız bekliyor. Şimdi sanki şöyle diyor:
Öyle mi istediğin bu muydu? Ama sen onu hiç elde etmedin ve hiçbir zaman da elde edemeyeceksin.
Heyecanlanıyorum. Gövdem dinlenme halindeki hassas bir makine sanki. Başımdan gerçek serüvenler geçti.
…
Denizler aştım, ardımda denizler bıraktım, ırmakların kaynaklarına ulaşmaya çalıştım ya da ormanlara daldım ve görmediğim kentlere yöneldim hep. Kadınlarla yatıp kalktım, heriflerle dalaştım. Asla geri dönemedim, plağın geri dönememesi gibi. Bütün bunlar beni nereye götürüyordu? Bu âna, müzikle uğuldayan aydınlık yuvarlağın içindeki bu banka
And when you leave me.