İÇİMDEKİ BOŞLUK
Aslında hayatımda her şeyi doğru yaptım ama hiçbir şeyi düzeltemedim. Peki iç sesimi, onu hangi kitap kahramanının dünyasında kaybettim? Roman kahramanları, kelimeler yan yana gelince iyileşeceklerini sanıyorlar ama yanılıyorlar. Ben de yanıldım. Bir özneyi bir yükleme kavuşturduğumda, aradaki uçurumun kapanacağını sanırdım; oysa hiçbir değişiklik yok.
Şimdi uykusuz gecelerimde kulağımda dönüp duran o sesleri susturup kendime bakıyorum. Anne ve babamın yokluğuyla, o mutlak kimsesizlikle yüzleşiyorum. Bunu yaptıkça saf halime, o "düşüncesizliğin düşüncesine" dönüyorum. Belki de kendimi anlatacağım o büyük romana başlamadan önce, bu boşluğun içine bakmam gerekiyordu. Çünkü anladım ki; bir özne ile bir yüklemi kavuşturmak, insanı kendi içindeki uçurumdan kurtarmaya yetmiyor.
Günün sonunda, başkalarının hikayelerindeki kusurları ayıklarken kendi hayatımın altını çizmeyi unutmuşum. Şimdi o boşluğun tam ortasında duruyorum ve biliyorum ki; şairin dediği gibi, sonunda herkes kendi yarasını öpüyor.
Peki ya siz; bunca kelimenin arasında, kendi sesinizi en son ne zaman duydunuz?