Birisi, buradan bir günde Kâbe'ye gitse, bu o kadar şaşılacak bir şey olmadığı gibi keramet de değildir. Çünkü sam yeli de bir günde Kâbe'ye gidebilir. Asıl keramet senin ikilikten kurtulman, kötülükten iyiliğe dönmendir." mevlana
Ve Yaşar Kemal'in romanlarından insanların ortak belleğine düşen sözler diyor ki: içinindeki kahramana asla yüz çevirme. Çünkü umut hala insandadır. Hayır demeyi bilen, olmaz demeyi bilen, kabul etmiyorum demeyi bilen insanda. Unutma sakın, hak için gösterilen inat kutsaldır.
Bu dünyada sonsuz bir ömür, tanrılara özgü bir yaşam, bu olanaklı mıdır? Kimi efsaneler, kimi inanışlar, kimi dinler
bu soruya evet yanıtını verirler. Antik Anadolu'da yaygın olan Mithra ve Attis inanışlarında Tanrı'yla bütünleşmek, onun
bir parçası olmak için tanrısal varlığı simgeleyen hayvanların, örneğin boğanın kurban edilmesi, etinin yenmesi, kanının
içilmesi törenleri vardı, işi daha ileriye götüren kimi Roma vatandaşlarının
boğanın kanıyla banyo yaptıkları bile
söylenmektedir. Bu ibadetlerde ekmek ve şarap ayinleri de yapılırdı, içilen şarabın boğanın kanım temsil ettiği düşünülürdü, içilen sıvının, ölümsüzlük kazandıracağına inanılırdı. Isa Peygamber, "Veda Yemeği"nde,kase içinde on iki
havarisine şarap sunar ve şöyle der: "Bundan hepiniz için. Bu benim yeni anlaşma için akıttığım kanımdır." Ölümsüzlük üzerine yapılan bütün söylenceler, bütün efsaneler, bütün dinler genellikle merkezlerine kan alırlar. Çünkü kan yaşamdır.