İbadeti açılacak, ama aynı zamanda da kapatılacak bir pencere olarak gören kişi, pencereleri şafaktan şafağa uzanan ruh evine daha uğramamış demektir. Günlük yaşamınız tapınağınız ve dininizdir. Oraya her girdiğinizde varınızı yoğunuzu alın yanınıza.
Kim imanını eylemlerinden, inancını uğraşlarından ayırabilir? Kim saatlerini önüne serip,” Bu Tanrı için, bu kendim için mi; bu ruhum için, bu da bedenim için mi?” diye sorabilir?
Nerede arayıp, nasıl bulacaksınız güzelliği; güzellik bizzat yolunuz ve rehberiniz değilse? Ve güzellikten nasıl söz edeceksiniz, sözlerinizi dokuyan o değilse?