Şu toplumsal organizmanın canlılığı kadar şaşırtıcı bir şey yok dünyada… En büyük felaketlerin karşısında bile nasıl dayanıyor, kendini besliyor; giydiriyor, eğlendiriyor…
Bazı insanlar dinlemezler, siz konuşurken bir sonraki konuşmalarını hazırlarlar, o sırada da kafalarındaki “siz” kuklasını konuşturup bir sonraki tiradları için en uygun pası verdirirler. Çok tuhaf gelmemeli bu bize, “Diyalog” denilen felsefi formun yaratıcı olan Platon’un yaptığı bundan başka bir şey midir zaten? Karşısındaki bir “diyalog”u mümkün kılacak bir kukladan başka bir şey değildir, ama gereklidir de, ama gereklidir de yoksa yapılan işin adı monolog olurdu
Biz beyaz altı şövalyeleri ancak onlar varolmadığı sürece arzuluyor ve bekliyoruz. karşımıza gerçek bir kişi olarak çıktıklarında sıradan, kusurlu, beceriksiz, sakil oluyorlar. Bir fantezi imgesi olarak ise olağanüstü, mükemmel, zarif, güzel. Böyle kalmaları için olmamaları gerek