Kitapta yazar kendi yaşadıklarından yola çıkarak şiddetsiz iletişimin yollarını anlatmış. Bunu anlatırken kitabı bölümlere ayırmış. Her bölümde sayfalarda küçük kutularda özetlere yer verilmiş. Yaptığı çalışmalardan ve danışanlarının hikayelerinden bahsetmiş. Şiddetsiz iletişim için empati kurmanın önemine başvurmuş. Kendimizle ve karşımızdaki kişiyle diyalog halindeyken sezgisel olmanın ve sözlerin arkasındaki duyguları okumanın önemine değinmiş. Kelimeleri özenli kullanmanın iletişimdeki sorunları kolaylıkla çözeceğini değinilmiş. İletişimdeyken insanların öncelikle anlaşıldığını görmeye ihtiyacı olduğu vurgusu yapılmış. Önce anlamak ve sonra problemleri çözmeye çalışmak gerektiğini örnek hikayelerle somutlalştırmış.
Kitabın aklımda kalan en güzel kısmı şu oldu: iletişimde olduğumuzda kendimizi ifade ederken ve karşımızdaki kişiye dair cümleler söylerken çoğunlukta gözlemlerin dile getirildiğini belirterek bunun iletişimde uzaklaşmaya sebep olabileceği anlatılmış. Yani önceliğimiz duygu okuma ve duygularımızı ifade edebilmek olmalı demiş yazar. Bunun için bir sayfaya duygu ifade eden kelimeleri yazmış, bir sayfaya da duygu olmayan kelimeleri yazmış. Ben şunu anladım ki ne kadar akıldan çıkıp duyguya/kalbe geçebiliyorsak o kadar ilişkilerimiz de akışkan ve kolay oluyor.