Sane

Sane
@Sane
Hacettepe Üni. Psikoloji
Biraz sonra, "Asıl mutluluk bu olsa gerek," dedi, "ulaşmağa can attığımızın biraz öncesi..."
Reklam
Kahve kalabalıkçaydı. Ama aynı masaya oturabilecektik. Dondurmalarımız gelesiye iki masa boşaldı. Bir gece öncesini bir daha yaşayabilecek miydik?
Kişilere, nesnelere, kendine bağlanırsın; bir gün bunlardan koparsın da. Gerekeni yapmadığını düşündüğünde haklısındır, değilsindir, bilinemez ama, o anda, kopmuşluğunu yaşıyorsundur belki. Kopmuşluk, ölüm de demektir. Bir ölümü yaşarken -ya da, beklerken- bağını öldürmen, duyacağın acıyı azaltmak isteğinden ileri geliyor da olabilir. Senin sözündü: 'İkimizle ilişkili kararlarını kendi kendine veren bir sevgili karşısında,' öyleydi, değil mi?, 'çekilmekten başka çıkar yol bulamadım.'Kırıldığın, gücendiğin için yaptığını sanmış olabilirsin bunu. Bana sorarsan, kendini savunuyordun, daha çok acıyı daha çok duymamak için; sevgiyi kendi elinle azaltmağa, koparıp yolmağa kalkıyordun...Bir şeyleri silerek bir geçmişin yükünü yeğnileştirmek, azaltmak... O ölçüde de, kim bilir, geleceğini biraz olsun özgürleştirmek... Öyle kopuşlar güçtür, izi kalır; kopmağa kalkmak kendini de parçalamaktır. Bir yanıyla...
"Anlaşılamayacak şeyler hep kalacaktır yolumuzun orasında burasında," dedim içimden.
"Salak!" Kendimeydi bu, tabii... Beceriksizce konuşuşuma da kızıyordum, başıma dert açışıma da.