Artık acımıyordu.
Fakat içinde
bir şeyler yanıyordu, yavaş
yavaş çürüyordu,
bir şeyler
ölmeye başlamıştı.
Yaşadığı
herşey, sevdiği herşey bu ağır
ağır tükenen alevde sönüp
gidyordu,
umursamazlığın
gevşek çamurunda ezilip
kömürleşme den önce, kapkara
oluncaya kadar içinde yanacaktı.
Birşeyler oluyordu, bir şeyleri
belli belirsiz hissediyordu, orada
öylece uzanırken ve heyecanla
yaşamını düşünürken birşeyler
oluyordu.
Bir Şeyler sona ermişti,
Neydi o?
Kendini dinledi, içine
dinledi.
Böylece yavaş yavaş
yüreği ölmeye başladı.
Üşüyorsun, çünkü yalnızsın, içinde gömülü duran ateşi hiçbir insan yakınlığı alevlendiremiyor. Hastasın, çünkü duyguların en güzeli, insanoğluna bahşedilen en tatlı, en yüce duygu senden uzak duruyor. Aptalsın, çünkü o kadar acı çekerken mutluluğu yanına çağırmaktan kaçıyorsun, onun seni beklediği yere doğru bir tek adım atmaya bile yanaşmıyorsun.