Yalnızlık her zaman bir son değildir, bazen en samimi başlangıçtır. Dışarının gürültüsü kesildiğinde, ruh kendi sesini duymaya başlar. "Ve insan sevdiği insanlarca unutulduğu zaman, sanırım kendini sevmeye başlar." Çünkü artık başkalarının gözündeki yansımasını değil, aynadaki asıl varlığını kucaklamak zorundadır. Bu, hüzünlü ama son derece iyileştirici bir uyanıştır.
"Sözünün eri olmak", karşılaşılan zorluklar ne olursa olsun verilen taahhütleri yerine getirmek ve dürüst bir karakter sergilemektir.Türk kültüründe bu kavram, basit bir iletişim aracı olmanın ötesinde "ahde vefa" ilkesiyle birleşen ahlaki bir sütun niteliğindedir.Birine söz vermek, ona bir vaat sunmaktan ziyade kendi haysiyetini ve güvenilirliğini rehin bırakmaktır; bu yüzden kadim geleneğimizde "söz namustur" denilmiştir.
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy gibi şahsiyetler, sözün tutulmamasını bir namus ihlali sayarak en ağır fırtınalarda bile randevularına sadık kalmışlardır. Çünkü bilirler ki, sözünde durmamak sadece kişisel bir kusur değil, aynı zamanda toplumsal itibarı yıkan bir güven problemidir.Güvenilir bir insan olmak, söylem ile eylem arasındaki uçurumu dürüstlükle kapatmakla mümkündür.Nihayetinde insanı değerli kılan, rüzgâra göre yön değiştiren kelimeleri değil, sarsılmaz bir iradeyle arkasında durduğu sözleridir.
Boşuna adalet diye çırpınıyorsunuz.
Siz adaleti ayaklar altına almış beyinsizlerden medet umuyorsunuz.
Sistem bütün çarklarıyla beraber bozulmuş ve tıkanmış durumda. Bilinçli yapılmış yaptırılmış. Şimdi kalkıp adalet istiyorsun. Öldü çocuk, çocuk öldü. Piç kuruları şimdi adliye önlerinde sanığa tezahürat yapıyor. Ulan devlet adam olsa ilk onların sesini keser sonra o boktan üreme varlığın kökten nefesini.
Adaletmiş olmayan adaleti delik deşik edilmiş teraziyi kavramaya çalışmaktan vazgeçin. Sosyal medya da paylaşılan bütün hikayeler ne giden çocuğun canını nede ailesinin neşesini geri getirecek. Sistem bu ölümü bekliyorsunuz. Piçin biri gelip öldürsün diye. Ya hiç konuşmayın ya da bilinçli hareket edin, somut adımlar sistemi milim oynatacak adımlar.
Neyse ne vatan aşığı biri olarak söylüyorum her zamankinden daha çok dikkat edin kendinize,ki gelecek diye bir şey olsun.
Atatürk Hatay şehididir; çünkü sorunun en karıştığı sırada kendisine hastalığı dolayısiyle doktorların kesin dinlenme ve hemen hep hareketsizlik öğütledikleri bir devrede, Mayıs 1938'de Mersin ve Adana' da asker geçit resimlerini ayakta izlemiş ve türlü dolaşmalarda bulun muştur. Bu tutum O'nun yaşamını en az bir iki yıl kısaltmıştır.
Hekimlere göre, kimi hastalıklar hayırlıdır. Çünkü, onlar daha büyük birtakım güçlükleri önlemiş olurlar. Böylece, mutlu kabızlar, insana Hızır gibi yetişen damar hastalıkları vardır.