Osmanlılar birkaç hızlı hükümdara rağmen, kırık bir dalgaydılar. Çürüp Arap mistisizmi onları yavaş yavaş kemirmişti, öbür dünyayla gözlerini kamaştırıp Araplarda ne görmüşlerse almışlardı, özlerini inkâr edinceye kadar. Dillerinden bile utanıyorlardı. Sarayda Arapça ve Farsça konuşuluyordu. Koskoca hükümdarlar, halifeliği almayı pâye sanmışlardı. Halifelik onlara güç getirmemişti, güç harcatmıştı.