Onun en büyük sorunu, yirmi birinci yüzyılda yaşayan bir yirmi ikinci yüzyıl kadını olması ve bu gerçeği hiç gizlememesiydi. Bir bedel ödedi mi? Kuşkusuz, ödedi. Ama çoşkuyla taşan gerçek benliğini bastırmaya kalksaydı, çok daha büyük bir bedel ödeyecekti. Durmadan "başkaları ne der?"diye kaygılanan, sürekli olarak "şu işleri.bir halledeyim, ondan sonra kendimi bütünüyle hayallerime adayacağım" deyip duran, ama bir yandan da "koşullar bir türlü el vermiyor" diye yakınan kırgın ve mutsuz biri olacaktı.
Dışadönük kişilerin içedönük kişilerden daha mutsuz oldukları, bunu gidermek için de sürekli olarak ne kadar mutlu, hayatla ne kadar barışık olduklarını kendilerine kanıtlamaya çalıştıkları söylenir.