Hiçbir zaman dertsiz kalmadı gönlüm.
Bir çift gözden , yapraktan , bir kuştan
Daima daha taze , daima yeni baştan
Turnam bir gün bırakmayacağım peşini ,
Sen nereye , ben oraya , adım adım
İnsan sevdikçe iyileşiyor artık anladım.
Toprağa gömdüm içimdeki denizi. Deniz içimde , içim ise bir toprak parçası. İnanış ve görüş şeklim sade. Gelip gidemiyorum kendime. Deniz içimde , içim topraktan oysa. Bir gün içimdeki deniz ile gömülecektim de. Sahi içim bir avuç sevgi yerine neden toprak ile kaplı ?
Sahi bu deniz içimde neden rıhtımını acıya döndürüyor ?
İçimde bir ben var bin tarafta bi umman.
İçimde bir ben var , benliğimden bana yansıyan.
Ben toprak ve deniz.
Ben bir yok oluş.
Ben bir vârdan yok ediş.
Ben içini yok sayan bir insanoğlu.
Ben bir kalbin taşıyamayacağı düşünce.
Ben son nefesini veren bir balık.
Geliş ve gidiş ,
Var oluş ve yok oluş ,
Ey içimi soğutan deniz.
Yüzüme kara çalan toprak.
Ya yaşarken yok olayım , ya da ölürken vâr.
İçimdeki zelzele.
İçimdeki kahroluş.
Diril ve yeniden doğ!
Doludizgin yaşıyorum ve yaşam bir ağacın kökünden türüyordu belki de. Zaman zaman içimde küplere binen bu düşünceler yaşamın da ölümden geldiğini anımsatırdı. Gök siyah , yer siyah. Artık renklerin mühimi kalmadı.. Ölüm ve yaşam bir bütün. Tek renk ve ziyadesiyle acı. Ölüm âzad et beni. Beni yeniden doğmam için bir kere daha öldür. Ya da bir ölüyü yeniden dirilt. Renk siyah , gün aydınlık olsa da. Kapa ışıkları yaşamın ardında dur. Ve yaşam ıslah et beni ve azad et.. Tekrar doğmak için yaşarken bir kez daha azad et!