Sare boz

Okunası
8/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Çok güzel inceleme ve analiz kaynağı bir kitap olmakla birlikte akademik yorumlara boğulmuş Bir araştırma kitabı olarak kitaplığınızda olmasını isteyebilirsiniz ve ara ara açıp bir inceleme okuma tadında (Tabi benim elimdekinin benzeri olan bir kitap ve Ünver Günay editörlüğünde olması sebebiyle eşleştirmiş oldum)
Din SosyolojisiÜnver Günay · İnsan Yayınları · 201459 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve yine guzel hir tesbit
Buna göre dindarlık kadın olmaktan ziyade kadınsı bakış açısına sahip olmakla ilişkilendirilmekte, hem kadın hem de erkeklerin sahip olduğu feminen bakış açısının dindarlık düzeyinde bir artışı meydana getirdiği (Thompson, 1991:381, 390- 391), maskulen bakış açısının ise dindarlığı engellediği ifade edilmektedir (Thompson, Remmes, 2002:521). Nitekim, yapılan araştırma sonuçları feminenlik oranı yüksek olan kadın ve erkeklerin maskulenlik düzeyi yüksek olan kadın ve erkeklerden daha dindar olduklarını göstermiştir (Francis, Wilcox, 1998:
Muhteşem bir tesbit ve analiz
Popüler din konusunda yapılacak en büyük hata, onu "folk" bir nitelikte algılayarak sırf hurafelere, batıl inançlara, menkıbelere, israiliyata bulanmış bir inanç ve uygulamalar manzumesi olduğu zehabına kapılmaktır. Yazımızın başında vurguladığımız gibi popüler din, alt ve üst kültürler arasında bir "pazarlık ve alışveriş" sahası olarak kabul edildiğinde, onun dini alt ve üst kültürlerle bir takım etkileşim, kaynaşma ve alış verişlere girerek çok geniş bir dini sivil alana sahip olduğu söylenebilir. Bu sebeple, Türk popüler dininin bir skalası yapıldığında onun, deyiş yerindeyse negatiften pozitif kutba doğru çok dereceli bir yapı içerisinde ve çoğulcu bir karakterde olduğu görülecektir.
Reform hareketlerinin ‘getiremedikleri’
İslamın "kitabi ve popüler" tarzları arasındaki sürekli gerilimi bizzat İslam dini içinde şiddetlendiren ve rasyonelleştiren, özellikle XIX. ve XX. yy. reform hareketleridir (Waardenburg, 1979). Bu hareketlerin temel amacı, 'sapkın' (!), sihirsel, farklı din ve inanışlara ait (sinkretist) inanç ve pratikleri temizleyerek "dinin arındırılması"dır. Zubaida'ya göre bu tip arındırma çabalarının farklı aralıklarla tekrarlanması gerçeği, bu çabaların uzun dönemde çok az başarılı olduklarını gösterir. Ancak, XIX. yüzyıl sonundaki Muhammed Abduh ve onun takipçisi olan Selefiye hareketinde olduğu gibi, dinsel arınma "modernleştirici" reform hareketlerinin bir parçası olmuştur
1839’dan sonra basılan
Tanzimat devrinde, hatta XIX. yy. sonuna kadar felsefi yayın sanılanın aksine fazla değildir. Buna karşılık Tanzimat dönemi, klasik İslami eserlerden ve Şark klasiklerinden yapılan tercümelerde ve matbaa aracılığıyla bu eserlerin geniş kitlelere ulaştırılmasında bilinenin tersine adeta bir patlamaya tanık olmuştur. 1839'dan sonraki dört senede basılan çok sayıda kitaptan şunlar, canlanan kültürün hangisi olduğu hakkında bir fikir verebilir: "Ahlâk-ı Ahmedî, Dürr-i Yekta, Tarikat-1 Muhammediye, Altıparmak, Ravzatü's-Sefa, Molla Cami, Fenari Haşiyesi, Mülteka, Birgivî Şerhi vb." (Türköne, 1996). Bu tip tasavvuf, kelam, fıkıh türünden eserlerin tercüme ve telif yoluyla halka kazandırma yolunda ciddi gayretlerin ortaya çıkmasının arkasında, Batı etkisine bir tür karşı koyuş mantığı olduğunu da söylemek yanlış olmaz. Ancak, konumuz açısından meseleye yaklaşıldığında dikkat edilmesi gereken nokta, bu tür gayretler sonucunda ilmi ve felsefi tefekkürün, medrese dışına çıkarak daha geniş kitlelere taşınmış olmasıdır