Denetim odağı, genel olarak, insanın yaşadığı birtakım olayların kendi denetimleri altında mı olduğu yoksa bazı dış güçler tarafından mı idare edildiği konusu üzerinde durur. Denetim odağı kuramına göre, insan, basına gelen olayların birtakım dışsal güçlerin hakimiyetinde gerçekleştigine inanıyorsa böyle insanların dış denetim odağına (external locus of control) sahip kişiler olduğu kabul edilir ve bu kişiler yaşadığı olayın sorumluluğunu da kendi dışında bir şeylere yüklerler.
İnsanın özellikle duygusal ve zihinsel donanımları dinsel yaşayışının nasıl olacağı konusunda büyük bir etkiye sahiptir. İnsanda hangi duygular ağır basıyorsa dinsel yaşayışı da o duygular çerçevesinde oluşmaktadır. Örneğin duygusal oluşum bakımından saldırgan ve kindar bir insan, dinsel yaşayış bakımından da saldırgan ve kindar bir dindarlık sergileyebilir. Ama duygusal açıdan sevecen bir özelliğe sahip olan bir kişi, dinsel yaşayışında sevecen ve merhametli bir dindar olarak karşımıza çıkabilir
Erikson, bir psikanalist olarak, gençlik dönemi kimlik edinimi sürecinde, kendilerine güvenlik duygusu verecek bir Tanrı tasavvuru ile özdeşleştiklerini ifade etmektedir. Çünkü yalnızca Kutsal, “Ben”in oluşmasında en önemli katkıyı verebilir (1974, 220).
arasında en yaygın olarak verilen kelime Rab ismidir. Bu kelimenin anlamı ise, eğiten, koruyan, kimliğini veren, geliştiren, yücelten, koruyan'dır (1:2). Rab kelimesini, M. Halstead (1995), "bir çocuğu olgunluk ve tamlık, bütünlüğe doğru yetiştirmek veya büyütmek yönelimli süreç olarak açıklamaktadır. Erikson'un kimlik krizini yorumlaması, Rab kelimesinin anlamının anlaşılmasında aydınlatıcı bir katkıda bulunmaktadır.