Kaderin karşısında, kedinin güzelce oynadıktan sonra öldürmeye hazırlandığı fare gibiydim. Derler ya, ne kaçabilen ne de hayatta kalmak için bir çıkış bulabilen fare o anda çıldırıp fırıldak gibi dönmeye başlarmış…
Babamla aramdaki fark biraz da buydu. Bazen aynı şeyi düşünürdük, ama ben yanımdaki insanları incitecekse konuşmaktan kaçınırdım. O ise doğru bildiğinden kuşku duymadan bodoslama dalardı…
Hangisi daha iyiydi? Bugün, onun gibi davranmadığıma pişmanım. Ama hayallerindeki gibi bir isyankar olamayaşımın sebebi de, güçlü bir sesin gölgesinde yaşamış olmamdır kuşkusuz.