Öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki okunması zor bir eser. Yazar Robert M. PIRSIG hem çok kültürlü hem de çok zeki bir insan. Bunu kitabındaki gözlem ve alıntılardan anlayabiliyorsunuz. Yazarımız daha önce sinir krizi geçirmiş ve elektro şok tedavisi görmüştür. Muhtemelen yaşadığı bu travmatik durum onun hayatını da sil baştan değiştirmiş. İki arkadaşı ve oğlu Chris ile yaptığı motosiklet yolculuğu süresince yazarımız yolda tanıştığı insanlar, arkadaşları ve oğluyla aynı zamanda içsel bir yolculuğa da çıkar. Bu zaman diliminde motosiklete bakım yaptığı zaman olayın felsefik boyutunu da atlamayarak insanı ve insan hayatını, değerlerini farklı anlatımıyla motosiklete benzetmiştir. İyi nedir, töz nedir, bunlar duygularla hissedilmiyorsa nasıl var olduğunu anlayabiliriz, nitelikli dediğimiz bir şeyin nitelikli olduğuna nasıl karar verebiliyoruz, teknoloji değerlerden ve insan duygularına hitap etmediği için mi hep sorgulanagelmiştir. Vb. soruları açıklama ihtiyacı hissederek çok yormadan bizi doğru düşünmeye yönlendiriyor. Okunması zor bir eser, geçişler ani oluyor. Ve kitabı elinizden bırakırsanız muhtemelen geri dönüp tekrar başlama olasılığınız da azalacaktır. O yüzden bırakmadan peyderpey ilerlnmesi gereken bir eser. Felsefeye meraklı ve ilk defa felsefe kitapları okumaya başlayan kişilerin okuması gereken bir eser zira verdiği örnekler tatmin edici.
Düşünmek televizyon seyretmekten öylesine daha ilginçtir ki daha çok kişinin düşünmeyi tercih etmemesi utanç verici. Herhalde ne duyduklarının önemli olmadığını düşünüyorlar, oysa her zaman önemlidir.
Gerçek bir kilise adamı bu durumda, bu tehditleri hiç duymamış gibi davranmalıdır. Onun birincil amacı her şeyden önce cemaate hizmet değildir. Birincil amacı, aklı kullanarak gerçeğe ulaşma amacına hizmet etmektir.
İnsanlar bugünlerde daha iyi dinliyorlar. Özellikle çocuklar. Onlar gerçekten dinliyorlar... Ve yalnızca kulak vermiyorlar sana, dinliyorlar... seni dinliyorlar. Tüm fark burada