Şükriye

Puan vermedi·432 syf.··
2020 44. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2020 16:16
Öncelikle şunu itiraf etmeliyim ki okunması zor bir eser. Yazar Robert M. PIRSIG hem çok kültürlü hem de çok zeki bir insan. Bunu kitabındaki gözlem ve alıntılardan anlayabiliyorsunuz. Yazarımız daha önce sinir krizi geçirmiş ve elektro şok tedavisi görmüştür. Muhtemelen yaşadığı bu travmatik durum onun hayatını da sil baştan değiştirmiş. İki arkadaşı ve oğlu Chris ile yaptığı motosiklet yolculuğu süresince yazarımız yolda tanıştığı insanlar, arkadaşları ve oğluyla aynı zamanda içsel bir yolculuğa da çıkar. Bu zaman diliminde motosiklete bakım yaptığı zaman olayın felsefik boyutunu da atlamayarak insanı ve insan hayatını, değerlerini farklı anlatımıyla motosiklete benzetmiştir. İyi nedir, töz nedir, bunlar duygularla hissedilmiyorsa nasıl var olduğunu anlayabiliriz, nitelikli dediğimiz bir şeyin nitelikli olduğuna nasıl karar verebiliyoruz, teknoloji değerlerden ve insan duygularına hitap etmediği için mi hep sorgulanagelmiştir. Vb. soruları açıklama ihtiyacı hissederek çok yormadan bizi doğru düşünmeye yönlendiriyor. Okunması zor bir eser, geçişler ani oluyor. Ve kitabı elinizden bırakırsanız muhtemelen geri dönüp tekrar başlama olasılığınız da azalacaktır. O yüzden bırakmadan peyderpey ilerlnmesi gereken bir eser. Felsefeye meraklı ve ilk defa felsefe kitapları okumaya başlayan kişilerin okuması gereken bir eser zira verdiği örnekler tatmin edici.
Zen ve Motosiklet Bakım SanatıRobert M. Pirsig · Ayrıntı Yayınları · 20221,545 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·264 syf.··
2020 43. kitabı
1664-1665 yılı arasında Londra'yı etkisi altına alan büyük veba salgınını anlatan Robinson Crusoe eseriyle ünlenen Daniel Defoe'nin muhteşem anlatımıyla yazılan bir eser. Birkaç zamandır tarih boyunca insanları etkileyen salgınlara merak sardığım için önce "veba" romanını ardından bu kitabı okumuş bulundum. Gerçi daha önce "Kolera Günlerinde Aşk 'ı" da okumuştum ama bu eserlerden beni en çok etkileyen Daniel Defoe'nin bu kitabıdır. 1664'te Londra'da meydana gelen kara ölüm dediğimiz veba sırasında aslında yazarımız 5 yaşındadır. O yüzden söylentiye göre Daniel tüm bu yaşanılanları veba sırasında Londra'da bulunan amcasının günlüğünü ve notlarını baz alarak bu muhteşem eseri ortaya çıkarmıştır. Tabi ben kitabın nasıl yazıldığından ziyade içeriğiyle daha çok ilgileniyorum. Sanırım tarih boyunca insanı en çok kırıp geçiren, en çok dağıtan veba. Bir hastalık düşünün ki vücudunuz hastalığı hemen kapıp şişlikler, yaralar şeklinde ve gerçekten de çok acı yaşatarak kendini gösteriyor. Daniel Defoe'nin anlatımında yola çıkarak onun dindar, incile gerçekten bağlı bir insan olduğunu görürüz. Hastalığı Allah'ın bir tür intikamı şeklinde ele aldığını bunun ötesinde ise din ve bilimi orta paydada buluşturan bir insan aynı zamanda. Dönemin ruhunu, acısını, hastalık karşısındaki çaresizliği, hastalığın ekonomiye, sosyal ve siyasal hayata etkisini, bu hastalıktan kar elde etmeye çalışan basit ve çıkarcı insanları, hastalık kapan ve acı içinde kıvranan insanların toplu mezarlara kendilerini atıp öldürdüklerini, annelerin hastalığı kapan çocukları karşısındaki çaresizliği, yoksulların daha da yoksullaştığı, işsizliğin inanılmaz artışı, tıbbın çok ilerleyememesi ve bunun ötesinde her şeyin gözlem yoluyla öğrenilmesi, bazı doktorların hastaları iyileştirmeyi göze alamayıp şehirden kaçması,
Veba Yılı GünlüğüDaniel Defoe · İş Bankası Kültür Yayınları · 20161,093 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2020 42. kitabı
Yaşlı adamın da belirttiği gibi insan bir makineden fazlası değil midir? İnsan kişisel hiçbir fikir yaratmadı mı bugüne kadar? Kişisel fikir olarak ortaya attığımız düşünceler ve yaratılar, yüzlerce yıla yayılmış atalarımızın düşünceleri ve kitaplardan, insanlardan aldığımız düşüncelerin birikimi midir sadece? Düşünceleri özgün olan tek insan ilk insan mıydı? Shakespeare hiçbir şey yaratmadı mı, o sadece dış faktörlerin ilhamını kullanan bir makine miydi? Fedakarlığı yanlış mı anladık, yüzde yüzlük bir fedakarlıktan bahsedemez miyiz? Yaptığımız tüm iyilikler, tüm yardımlar sadece kendi onayımızı almak için miydi? Bir vicdan iyiyi tercih etmesi için eğitilebilir mi? Mizaçtan kurtulmak mümkün mü, tek çare dikkatli davranıp onu bastırmak mı? Akıl insandan bağımsız mı, kişinin onun üzerinde hiçbir kontrolü yok mudur? Özgür irade diye bir şey yok mu? Vicdan hiçbir zaman insanın iyiliğini düşünmedi mi, peki vicdan eğitilebilir mi? Yaşlı adam, genç adamın tüm sorularını yanıtlar ve yaratıcının insanı makine olarak yarattığını vurgular. Yepyeni bir ufka yelken açtırırken düşüncelerimizi ve yine ekler yaşlı adam "sen de lütfen kafana takma."
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202318,9bin okunma
Puan vermedi·376 syf.··
2020 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2020 14:11
Bu kitapta sahne Anadolu, sahnenin dışı ise İstanbul 'dur. Cemal adlı ana karakterimizin gözünden İstanbul'u ve Anadolu' yu anlatan yer yer komik, dramatik ve umutsuzluğu ile umudu birleştiren bir eser. Eserde Meşrutiyete ve 1.Dünya Savaşına giden yolda ve bu yolun sonundaki milli mücadele yıllarında İstanbul 'un ve İstanbul' daki genç aydın ve eski ünlerini yavaş yavaş yitiren paşaların dramatik hayatlarına tanık oluyoruz. Yer yer Cemal'in Sabiha'ya çocukluğundan beri duyduğu aşka da değinmekle birlikte bu masum aşkın romanın bütünlüğünü bozmadığını, sıkıcı bir hale getirmediğine de Cemal 'in anlatımıyla şahit oluyoruz. Kişi ve mekan betimlemeleri gerçekten muhteşem. Mahalle kültürü, Osmanlı'nın çökmeye yakın son çırpınışları, boğazdaki yalılar, konaklar ve musiki... Millî Mücadele' de tüm Anadolu, Kuvayımilliyeciler kurtuluş için hemdem olurken, İstanbullular, aydın kesim özellikle kurtuluşa felsefik bir biçimde yaklaşıyor. Cemal ne olayın tam içindedir, ne de büsbütün dışında. O gözlemlerini aktarıyor, çırpınışları aktarıyor, kanunsuzlukları, İstanbul'un İtilaf devletleri tarafından nasıl dejenere edildiğini aktarıyor. Özellikle boğazda, saz ve bağlama seslerine karışan balalaykaların ezgileri ve bundan mütevellit rahatsız olan İstanbulluların hiçbir şey yapamaması ne kadar acınacak duruma düştüklerinin göstergesidir. Cemal'in bir İstanbullu olarak söylediği şu cümleler belki de İstanbul halkının çırpınışının da dile getirilmiş haliydi: Çok uzaklarda belki aç ve çıplak dövüşen kardeşlerim var. Kimi ölüyor, kimi yaralanıyor, fakat onlara gitmem için sadece aradaki dağları, denizleri aşmak kafi mi? İçimden de bir şeyleri aşmam lazım. Kendimden sıyrılmam lazım. Onlar gibi açlığın ve çıplaklığın içinde ümit kaftanlarını giymem lazım. Bir de kendime herkesi tercih etmem
Sahnenin DışındakilerAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20243,535 okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2020 40. kitabı
Bir destan, bir efsane ve bir aşk öyküsü... Ağrıdağı efsanesi'inde Ahmet ile Gülbahar 'ın aşkını anlatırken aslında Osmanlı döneminde doğuya kök salan, halka zulmeden paşalara gönderme yapar. Gülbahar paşa kızı, Ahmet yörenin yerlisidir. Ağrı çevresi kültürünü de güzel yansıttığını düşündüğüm kitap bir solukta okunacak Yaşar Kemal' in öz Türkçeyle yazdığı muhteşem bir eser. Gerçekten de bu topraklarda doğmuş, bu toprakların kültürünü çok iyi yansıttığını düşündüğüm bir yazardır Yaşar Kemal. Dengbejlere vurgu yapması, demirci Hüso'nun işçi sınıfını temsil etmesi, Ağrıdağı'ndaki Küp Gölü çevresindeki kaval çalan çobanların samimiyetini aktarması ancak Yaşar Kemal' in kaleminden çıkabilirdi. 120 sayfalık bir kitap bir halkın haklı başkaldırısını, bir kültürü, bir aşkı ancak bu kadar mükellef sunabilirdi.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma