İnsanlara onların gıyabında dua etmenin etkili sonuçlar doğuracağı bildirilmiştir. Başkalarına, onların bilgisi olmaksızın dua ettiğimizde menfaatten uzak ve dolayısıyla ihlası barındıran bir davranış sergilemiş oluruz. Bu da ilahi rızayı celbeden bir tutumdur. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:
"Bir Müslüman'ın, yanında bulunmayan din kardeşine yapacağı dua kabul olunur. Bir kimse din kardeşine hayır dua ettikçe yanında bulunan görevli bir melek ona, 'Duan kabul olsun, aynı şeyler sana da verilsin.' diye dua eder." (Müslim, Zikir, 87, 88; İbn Mâce, Menâsik 5). Birine dua ettiğimizde bunun hem ona faydaları olur hem bize. Onun hayatına rahmet, bizim kalbimize feyiz iner.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Duaya öncelikle istiğfar yani manevi temizlikle başlamak dua adabının gereğidir. Makbul bir dua olan salavât-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmek ve duanın bitişinde yine salavat getirmek -iki makbul duanın ortasındaki dua da makbul olacağından- fevkalade önemlidir.
Allah, kabul etmeyeceği duayı ilham etmez. Bizi
duaya çağıran iç ses, duayı kabul edecek olanın bir
İşaretidir. Eger gecikme varsa ya bizde bir noksan vardır ya da ilabi bir hikmet sebebiyledir.
-Allah’ın Rahmetini Çeken Gerçekler, Necmettin Şahinler
Duada istediklerimizin, bizim istediğimiz zamanda ve tarif ettiğimiz şekilde gerçekleşmesi gerektiğini düşünmemizin sebeplerinden biri de kendi kısıtlı bilgi ve tecrübelerimin ilahi hikmetlerin yerine koyma hatasına düşmemizdir.