Rümm

Rümm
@Satrancoynayandervis
Güzel olan hiçbir şey hülâsa edilemez.
Bir insan için bilmemek sormaktan daha kötüdür.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kandil gecesi İstanbul’da Fatih camii de belki Ayasofya da olabilirdim ama olsun ben mahalle camimizden de razıyım 🫠 Çıkışta sadece erkeklere lokum dağıttılar bunu unutmayacağım ama olsun gmfdkdkdk
Bugün arkadaşıma çiçek almış buluşmaya giderken acaba bana ne zaman birisi çiçek alacak diye düşünüyordum ve iç çekmiştim gittiğimde bir baktım arkadaşım da bana çiçek almış gözlerim doldu güzel anılara bir tane daha eklendi🥺💖
İlk ve son Başvekil Adnan Menderes, 1957 yılında, paşalara ve sair yüksek rütbeli zabitlere hitaben şunu söyledi: “Sizin şövalye burunlarınızı kıracağım. Ben bu orduyu yedek subaylarla da idare ederim.” Hangi ordu? Niçin yedek subaylar? O tarihte ordumuz, İstiklal Marşı’mızın ithaf edildiği ordumuz hâlâ vardı. İstiklal Marşı’mızın TBMM tarafından alkışlar dualar ve kahhar bir ekseriyetle milli marş olarak kabulü üzerinden çok geçmemişti ki, Türk istiklâli beynelmilel uzlaşmalar suretiyle değil bir avuç Müslümanın döktüğü kanla bize temin edildi. İslam’ın bir askeri güç ve bir siyasi teşkilat olarak yeryüzünden silinmediğini dost-düşman herkese gösterdik, ispat ettik. İdeologimiz İstiklal Marşı’nda tebellür etmişti. İdeologimizi askerlikten kaçmayarak kuvvetten fiile geçirdik. İstiklâlimizin temel taşı neydi? İstilâlimizin temel taşı Sakarya Meydan Muharebesini Türk zaferiyle sonlandırarak Kur’ân-ı Kerîm’in devletini kurtaran kahraman ordumuzdan başkası değildi. Ordumuz Mütareke’nin hemen akabinde yemin etmişti. İz’an ve şuur sahibi ordumuz 1. Cihan Harbi akabinde Türk toprakları üzerinde küfrün ve bilcümle kafirlerin tahaccümü ve tahakkümü karşısında direnen yegâne teşekkülümüzdü. İdaresine Adnan Menderes’in talip olduğu işte bu orduydu. Ordumuzun şuurundan en ufak bir şüphesi yoktu. İşte bu yüzden askerlerin kendisini devirecekleri söylentilerinin hiçbir bakımdan gerçekliğe ilişkin olamayacağına dair kanaatini “Bizim ordumuz müstemleke ordusu değildir” diyerek gerçekçelendirmişti.
Sayfa 161
Acaba niçin Adnan Menderes Harbiye’den şehadetname alır almaz gözünü Çankaya’ya diken henüz genç, alt rütbedeki subayları değil de, orduda geçen ömürleri en çok iki yıl süren (gerçi sıkça teskere bırakan olurdu) yedek subayları zikremişti? Yedek subaylar kimlerdi? Türk ordusunda yedek subay olarak görev yapanların hepsi az sayıda üniversite mezunu çok sayıda lise mezunu kişiler idiler. Hepsinin aldığı Cumhuriyet rejimine mahsus terbiye her birini kalbur üstü kişilik sahibi kılmıştı. Bu insanları 27 Mayıs 1960 darbesi işlevleri bakımından kısmen manaları itibari ile tamamen yok etti. Lise mezunlarının elinden yedek subaylık hakkı alındı. Lise mezunu olmanın bir anlamı kalmayınca, ne liselerin, ne lise hocalarının, ne de liseli öğrencilerin anlamından söz edilebilirdi. Yani gerçek darbe yedek subaylık hakkına sahip insanların yıllar boyu muhafaza ettikleri manayana inmişti. Darbeyle tasfiye edilenler kendi topraklarına ve kendi insanına sahip çıkan kim varsa onlardı. Devlette milletin irtibatını lise mezunları koruyordu. Çünkü hem devlet, hem millet lise mezunlarına “yetişmiş eleman” nazarıyla bakıyordu. 27 Mayısçılar bu insanların şucu mu-bucu mu, sağcı mı-solcu mu olduğuna bakmayıp hepsini tasfiye ettiler. Manidar olan asıl şuydu ki, 27 Mayıs 1960 darbesi yedek subaylık hakkı alınan bu insanlar arasından ne kadar “kullanışlı adam”bulduysa hepsini taltif etti, hepsine mertebe kazandırdı. İkinci Cumhuriyet çığırını onlar açtı. Bizi aşağılamaktan zevk alan bugünlerde sağcı veya solcu, şucu veya bucu, şugillerden veya bugillerden çok sayıda “kullanışlı adam” getirdi.
Sayfa 162 - İlk ve son başvekil Adnan Menderes, 1957 yılında, Paşalara ve sair yüksek rütbeli zahitlere hitaben şunu söyledi: “ Sizin şövalye burunlarınızı kıracağım. Ben bu orduyu yedek subaylarla da idare ederim.”