Acaba niçin Adnan Menderes Harbiye’den şehadetname alır almaz gözünü Çankaya’ya diken henüz genç, alt rütbedeki subayları değil de, orduda geçen ömürleri en çok iki yıl süren (gerçi sıkça teskere bırakan olurdu) yedek subayları zikremişti? Yedek subaylar kimlerdi? Türk ordusunda yedek subay olarak görev yapanların hepsi az sayıda üniversite mezunu çok sayıda lise mezunu kişiler idiler. Hepsinin aldığı Cumhuriyet rejimine mahsus terbiye her birini kalbur üstü kişilik sahibi kılmıştı. Bu insanları 27 Mayıs 1960 darbesi işlevleri bakımından kısmen manaları itibari ile tamamen yok etti. Lise mezunlarının elinden yedek subaylık hakkı alındı. Lise mezunu olmanın bir anlamı kalmayınca, ne liselerin, ne lise hocalarının, ne de liseli öğrencilerin anlamından söz edilebilirdi. Yani gerçek darbe yedek subaylık hakkına sahip insanların yıllar boyu muhafaza ettikleri manayana inmişti. Darbeyle tasfiye edilenler kendi topraklarına ve kendi insanına sahip çıkan kim varsa onlardı. Devlette milletin irtibatını lise mezunları koruyordu. Çünkü hem devlet, hem millet lise mezunlarına “yetişmiş eleman” nazarıyla bakıyordu. 27 Mayısçılar bu insanların şucu mu-bucu mu, sağcı mı-solcu mu olduğuna bakmayıp hepsini tasfiye ettiler. Manidar olan asıl şuydu ki, 27 Mayıs 1960 darbesi yedek subaylık hakkı alınan bu insanlar arasından ne kadar “kullanışlı adam”bulduysa hepsini taltif etti, hepsine mertebe kazandırdı. İkinci Cumhuriyet çığırını onlar açtı. Bizi aşağılamaktan zevk alan bugünlerde sağcı veya solcu, şucu veya bucu, şugillerden veya bugillerden çok sayıda “kullanışlı adam” getirdi.
Sayfa 162 - İlk ve son başvekil Adnan Menderes, 1957 yılında, Paşalara ve sair yüksek rütbeli zahitlere hitaben şunu söyledi: “ Sizin şövalye burunlarınızı kıracağım. Ben bu orduyu yedek subaylarla da idare ederim.”