Çünkü insan herhangi başka bir hayvandan daha hasta, daha tereddütlü, daha değişken, daha kararsız, buna şüphe yok -o hasta hayvan kendisi: Bu nereden kaynaklanıyor? Mutlaka diğer hayvanların hepsinden daha çok riske girmiştir, daha çok yenilemiştir, daha çok kafa tutmuştur, kadere meydan okumuştur: o, kendisiyle deneyler yapan büyük deneyler uzmanı; tatminsiz, doymamış; hayvanlarla, doğayla, tanrılarla son hükümdarlık için boğuşan -o, hâlâ yenilmemiş olan, o daima müstakbel olan, geleceği zalimce bir mahmuz gibi her şimdiki zamanı deşecek bir şekilde kendi itekleyen gücünden kurtuluş bulamayan -böyle cesur ve zengin bir hayvan nasıl tüm hasta hayvanların arasındaki en çok tehlikede olan, en uzun zaman ve en derin şekilde hasta olan hayvan olmasın?.. İnsan bıkmış, yeterince bıkmış, bu bıkkınlığın salgın hastalıkları bile var (-1348 civarında ölüm dansı zamanında): ama bu tiksinti bile, bu yorgunluk, bu kendi hakkındaki hoşnutsuzluk bile -her şey ondan öyle hız ile çıkıyor ki, hemen yine yeni bir zincir haline geliyor. Yaşama söylediği hayır, sanki büyü ile hemen bir dolu zarif evetler çıkarıyor gün ışığına; evet, kendisini yaraladığında, bu yıkımın, kendini yıkımın ustası- sonradan onu yaşamaya zorlayan yine o yara oluyor...