Yapmanız gereken şey, parçalar halinde toplamış olduğunuz malzemeleri bir bir ele almak, sanki zihninizin dokungaçları varmış gibi baştan aşağıya yoklamaktır. Bir olguyu ele alırsınız, evirip çevirirsiniz, buna değişik açılardan bakarsınız, bunun anlamını hissetmeye çalışırsınız. İki olguyu bir araya getirir uyuşup uyuşmadıklarını bakarsınız.
Aradığınız şey bir yapbozda olduğu gibi, her şeyin düzgünce bir araya gelmesini sağlayacak olan ilişki, bir sentezdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bilinmesi gereken en önemli şey fikrin nerede aranacağı değil, bütün fikirlerin üretiminde kullanılan yöntem konusunda zihnin nasıl eğitileceği bütün fikirlerin temeli olan ilkelere nasıl hâkim olunacağıdır.
Bir savaş patladığında insanlar, “Uzun sürmez bu, çok
aptalca!” derler. Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun
sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir, insan hep kendisini
düşünmese bunun farkına varabilirdi. Bu açıdan burada oturanlar da herkes
gibiydi, kendilerini düşünüyorlardı; bir başka deyişle hümanisttiler;
felaketlere inanmıyorlardı. Felaket insana yakışmaz, onun için felaket
gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da
geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider; önlemlerini
almadığından da başta hümanistler gider. Yurttaşlarımız da başkalarından
daha az ya da çok suçlu değildi; alçakgönüllü olmayı unutuyorlardı, hepsi
bu ve kendileri için hâlâ her şeyin olanaklı olduğuna inanıyorlardı; bu
durum da felaketlerin olanaksızlığını varsayıyordu. İşlerini yapmayı
sürdürüyorlardı, yolculuklar ayarlıyorlardı ve düşünceleri vardı. Geleceği,
yolculukları ve tartışmaları ortadan kaldıran bir vebayı nasıl düşüneceklerdi
ki? Kendilerini özgür sanıyorlardı, oysa felaketler oldukça kimse asla özgür
olmayacak.