Ancak insan davranışları, genelde, içimizden bir türlü atamadığımız içgüdüsel varlığın tüm esas ve tali yönlerinden yayılan dürtülerin birleşmesiyle ortaya çıktığına göre ve bu davranışlarda eşit miktarlarda saflıkla iğrençlik ve dürüstlükle yalan bulunduğuna göre...
Fakat hepimizin bildiği üzere, beynimizin büyük kısmını işgal eden gelenek, alışkanlık ve göreneğin muazzam ağırlığı, geriye kalan kısımdan çıkabilecek parlak ve yaratıcı fikirlerin üzerine çöker, bu ağırlık arada bir işe yarasa ve serbest kalmaları durumunda bizi yoldan çıkaracak abartılı hayallere gem vursa da, bizi, farkında olmaksızın ışığın geldiği yöne dönen bitkiler gibi, irademizin bilinçsizce yönlendirdiği yana ittikleri de bir gerçektir.
Yalnız yaşamak, bünyesi alıngan, kırılgan ve esneklikten uzak olan kişiler için cezaların en ağırıdır, fakat ne kadar fena olursa olsun böyle bir durumun insana kriz geçirten ve saç baş yolduran bir dramaya dönüştüğü oldukça nadir görülür. İnsanı şaşırtmayacak denli sık görülen bir durumda, insanların kendilerini yalnızlığın kılı kırk yaran titizliğine sabırla bırakmalarıdır.