Derya B

Ütopya Kılığına Girmiş Distopya mııı?
Puan vermedi·615 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 01:12
Roman, geleceği anlatıyor gibi yaparken aslında bugünün korkularını büyüten; umudu susturulmuş, insanın insanla değil düzenle savaştığı karanlık bir ayna sanki.Bir sınıfın ütopya şeklinde kurguladığı bir dünya belli bir topluluğunun distopik yaşantısına dönüşebilir mi??? Bu ince çizgi muazzam bir şekilde anlatılıyor.Sözcükler tane tane akarken büyüyüp sanki koca bir volkana dönüşüyor.Başka bir evrende insan yine insan mı ? İşte bu sorunun cevabını merak ederek kitabı elimden bırakamadım.Kahramanlar ve hikayeleri öyle içten öyle derin ki sanki elimizi uzatsak dokunacak gibiyiz.Bu bir başarıdır.Kahraman veya kahramanların yapay düzlemde anlatıldığını hissettiğimde ne yazık ki kitabı zorla okuyorum.Distopik eserlerde bu sahiciliği öne çıkarmak daha zordur burada yazarı tebrik etmek gerekir.Hikayenin merkezinde ise dil olabildiğince sade çabasız güzellikte yormadan akıyor,aktıkça merak da tetikleniyor.Tempo son sayfaya kadar hiç düşmüyor.Yeni dünyanın sanata ve paraya yer vermemesi kurguya derinlik katarken okuyucuya farklı bakış açısı kazandırıyor. Özetle titizlikle kurulmuş bu dünyanın içinde misafir olmak muazzamdı kalemine sağlık DeryaBıyıklı
1000Kitap
Sevgili Gelecek GeçmişDerya Bıyıklı · Gece Kitaplığı · 20258 okunma
Reklam
10/10
·615 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 01:26
Sevgili Gelecek Geçmiş okuduğum ilk distopya türündeki kitap… Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki sadece bir “distopya” değil. Gökyüzünün renklerinin solduğu, denizlerin susuz kaldığı, insanların hayatta kalmakla insan kalmak arasında sıkıştığı bir dünya… Dünya artık bir gezegen değil; dev bir kapan. Ve bu kapanın içinde Peri ile Marun’un hikâyesi aslında hepimizin iç dünyasına dokunuyor. “İnsanların sessizliklerinde gömülü olanları bilemezsin.” Bu kitap tam olarak o sessizliklerin içini açıyor. Duyguların tehlikeli sayıldığı bir düzende iyilik yapmak cesaret istiyor. Çünkü “düzen, duygulara tahammül etmiyor.” Sevgi bile risk. Dostluk zamanla örülen bir duvar gibi inşa ediliyor. Güçlü bağların bir anda oluşmadığını, zorluklarla sınandığını hatırlatıyor. Kitap yalnızca sistem eleştirisi yapmıyor; insanın içindeki karanlığı da gösteriyor. “Sonuçta kabuslarımızı bizden başka görebilen yoktur.” Büyüdükçe içindekileri saklamayı öğrenen insanın yalnızlığını, özlemin lanetli tarafını, birlikte yas tutamayışımızı yüzümüze vuruyor. Çocukluk korkularından Tanrıcılık oynayanlara, mizahın altındaki acıdan emeklilikte köşeye itilmiş hissetmeye kadar pek çok katman var içinde. Felsefi ama yormayan, duygusal ama abartıya kaçmayan bir anlatım. En çarpıcı soru ise şu: “Ya hatırladıklarımız hayal, unuttuklarımız gerçekse?” Bu kitap bana şunu düşündürdü: Distopya gelecekte değil belki de. Çoktan başladı. Derya Bıyıklı'nın kalemine zaten hayrandım ama bu eserle bir kez daha neden ödüllü bir yazar olduğunu hissettim. İnsan ruhunun estetiğe, iyiliğe ve aşka duyduğu ihtiyacı çok güçlü bir şekilde anlatıyor. Kısacası… Bu kitap sadece bir felaket sonrası dünyayı değil, insanın içindeki asıl felaketi sorguluyor. Ve tüm karanlığın içinde fısıldıyor: "Yaşamaktan korkma. Her şey iyileşebilir."
Edebiyat
Sevgili Gelecek GeçmişDerya Bıyıklı · Gece Kitaplığı · 20258 okunma
her şeye rağmen hayata yeniden başlanır mı?
10/10
·615 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2025 12:08
her şeye rağmen hayata yeniden başlanır mı? yazar, öyle bir evren yaratıp inşa etmiş ki bu kitapta sayfaları arka arkaya çevirmeden duramıyorsun resmen. çünkü bu evren; güneş patlamasıyla birlikte meydana gelen bir sürü felaketler, depremler kısacası bir kıyamet evreni... ve bütün bu olanların ardından sağ kalabilen insanların hayatını ele alıyor. dünya, artık eski dünya değil. insanlar da. konu oldukça ilginç... dünya değişip her şey yerle bir olunca düzen hükümeti devreye giriyor ve insanları bir arada toplayıp yaşatmaya çalışıyor. fakat bu yaşantı öyle tuhaf ki. yasaklar, muhafızlar, kurallar her bir yerde. kimsenin bir adı yok. herkesin bir numarası var. düzen hükümeti başka türlüsünün güç olacağına inanıp insanları bir arada tutmanın belli başlı bir kaideleri olması gerektiğine inanıyor ve bunu yapıyor da. öyle ki, insanlar birbirleriyle bile konuşamaz oluyorlar. kimse kimseyle muhattap bile olmadan bir robot gibi her gün aynı şeyi yapıyor. insanlar içlerine o kadar çok kaçıyor ki, onlar bile farkında olmadan bu durumu normalleştirip hayatlarının bir parçası haline getiriyorlar. onca yıkıma ve acıya rağmen hayatta kalan bu insanlar kurulan bu yeni düzene ayak uydurmaya çalışıyorlar. sayfaları çevirdikçe anlıyorsun ki aslında bu kıyamet, planlanmış bir kıyamet. insanoğlunun ne kadar ileri gidebileceğini, sonuçlarının neler olacağını, bu sonuçların nelere mal olup neleri yok ettiğini şoklar içerisinde okuyorsunuz. yazarın da satır aralarında dediği gibi, “insanın doğasında bozmak vardı hep.” ve ekliyor yazar. “bedeninin ya da zihninin bir adım ötesi bile korkunç bir yer olabilir.” yazar haklı. bu dünyada her şey korkunç. yeni dünyada, düzen hükümetinin kuralları doğrultusunda bir fabrikada çalışıyor insanlar. felaketlerden kurtulanlar yeni dünyada, yeni
Edebiyat
Sevgili Gelecek GeçmişDerya Bıyıklı · Gece Kitaplığı · 20258 okunma