Anlaşmazlıklar doğru ve yanlışla, güzel ve çirkinle, iyi ve kötüyle ilgili olabilir mi? Yani üzerlerinde anlaşamayıp uygun bir karara varamadığımız için seni, beni, hatta bütün diğer insanları birbirlerine düşman eden şeyler bunlar değil mi?
Sokrates, cezanın kesinleşmesinden sonra, haksız yere mahkûm edildiğine inandığını söyler ve konuşmasını şöyle bitirir:. "Artık ayrılma vakti geldi çattı, ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz. Hangisinin daha iyi olduğunu sadece tanrı bilebilir."
Kısa bir süre sonra, sık sık buluşmaya başladılar, arada bir sosyal etkinliklere katılıyorlar ve soyutlanmış toplumun sunduğu her türlü eğlenceyi bir çift olarak paylaşıyorlardı.
Günlük hayatım bu noktada geri plan da kalmaya başladı. Aslında, kurgu hâline geldi ve hayatım kurgu hâline geldikçe, kitaplar benim gerçekliğim oldu.
Günlük olayları, hayatta kalma, yemek yeme, ders çalışma, adada dolaşma gibi işleri çok az önemsedim -çünkü bunlar rüyaydı. Gerçek hayat-benim gerçek hayatım- kitaplardaydı. Orada yaşıyordum: Orada var oluyordum."