Cemil Meriç Doğu-Batı denilince akla gelen ilk isimlerden, üstatlardan birisidir.
Cemil Meriç, kendini ne bir romancı nede bir Tarihçi, kendini iyi bir okuyucu olarak tanımlıyor, insanı, toplumu, medeniyetleri, kitapları...
Kitabın ilk 73 sayfası, Cemil Meriç'in oğlu tarafından biyografi tarzda kaleme alınmıştır.
Şahsen bu kısmı beğenmedim, çünkü ben bu kitabı alırken "BU ÜLKE" yi okumak için aldım, oğlunun yazdığı biyografiyi değil.okurken sizi sıkabilir.
Asıl Kitaba gelince bir inceleme yazmak gerçekten çok zor, çünkü her kelimesi muazzam ötesi, sanki üstad her kelimesini yazmak için üstünde saatlerce düşünmüş hissi akla geliyor.
Üstat, genel olarak kitabını Doğu-Batı çekişmesi altında kaleme almış,yeri geldiğinde iran- hint medeniyetine de değinmiş,bu medeniyetleri etkilyen üstatlar hakkında da düşüncelerini belirtmiştir. Gandhi bunların başında gelir. Aslında bir çok yazara değinmiştir, bunlardan bazıları; Balzac, Dante, ibni haldun, said Nursi, Tagor....vs
Doğu- Batı derken aslında Batılılaşmayı kastediyor,ona göre biz gömlegimizin ilk düğmesini yanlış ilikledik, Batı'nın bilimini değil de, Batı'nın bize uymayan kültürünü aldık.
Ve bu kültür bize uymadığı için hep geriye gittik. çünkü Doğu'nun Ruh(manevi)yönü kuvettliyken Batı, madde'yi tanrılaştırıp ön plana çıkartmıştır. Vücuda uymayan kan gibi, vücut bunu kabul etmediği için hiçbir zaman gelişemedik. Hep geriye gittik.
Aslında bu eleştiriyi daha çok Aydınlara yapmaktadır. Üstada göre onlar Hazıra konmakta, bir caba sarf etmeden direk batıda olan şeyin aynısını toplumumuza getirmektedirler. Bu konuyu açmak gerekirse;
Üstat, Batı'nın dünyaya kattığı ideolojilerin altında yatan asıl amaçları Türk insanına göstermek için çabalar. Bu bağlamda Batı'nın süslü ideolojileri aslında koftur. Yazar sık sık "izm"