Abdullah sayan

Abdullah sayan
ÇOMÜ ilahiyat mezun
Şanlıurfa, 1 Ocak
75 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
9/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2021 17:54
Merhabalar... Kitaba başlamadan önce bu kitapla ilgili inceleme yazmayacağım diye içimden geçirdim. Çünkü okuduğum ilk polisiye romandı. Ve nelere dikkat edecegimi bilmiyorum ama eserin muazzamlığı beni ele geçirdi ve inceleme yazmama itti.) Yıldız başkomiser karakteri ile Almanya da başlayan ama ege'ye uzanan bir mitolojik macera ile karşımızda! Spoiler vermeden nasıl inceleme yazacağımı şuan bilmiyorum fakat kitap tek kelime ile Muazzam. Daha ilk bölümünden sizleri etkileyecek,merak uyandıracak, olayın içine dahil edecek hatta bazen okumayı durdurup katil veya katiller kimler diye tahminler yürüteceksiniz. Şahsen ben çok tahmin yürüttüm ama hiçbir tahminim çıkamadı:) çünkü eserin her bölümünde farklı olaylar sayesinde hem kafanız karşıyor hem de kitaptan sıkılmamanız içinde sizlerin merakını taze tutuyor. Ayrıca Eser Yunan mitolojisindeki Zeus üzerine kurulu olduğu ve bu mitolojinin Ege'nin izmir ilimizde geçtiğinden mutevellit bu konuyla da ilgili bilgi sahibi olmamıza olanak sağlıyor. Yazarımız bu mitolojik efsaneyi aktarırken bile Sıkmadan hatta kitabın geneli gibi bizleri dahada meraklndirip kitabın elimizden düşmesine müsaade etmiyor. Sözlerime kitaptan bir alıntıyla son vermek istiyorum: “Anılar önemlidir. Anılar, yaşananları hatırlatır. Yapılan kötülükleri ve iyilikleri, acıları ve mutlulukları. Anılarını unutursan, yaşananları da unutursun. Yaşananları unutursan, geçmiş tekrar eder." Bu şaheserden faydalanmanızı şiddetle tavsiye ederim.)
Roman
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
Reklam
HER İNSANIN İÇİNDE VEYA DIŞINDA BİR KAMBURU VARDIR
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Ağustos 2021 17:17
Her insanın içinde veya dışında bir kamburu vardır. Ve her kamburun sebep veya sebepleri vardır. Yıl içinde okuduğum muzzam eserlerin başında gelebilecek bir eser. Eser 8 öyküden oluşmaktadır. Öykülerin hepsi birbirinden güzel ama en güzel ve en duygusalı olan "Gökte uçan hüma kuşu" adlı bir Baba ve kızının hikayesi. Doğduğunda beri konuşmayan sadece arada Bir kaç kelimeyi dudaklarından döken küçük bir kız... Annesi, Kızının bu rahatsızlığın kaldırmayıp kızını ve kocasını bırakıp gider. Doğduğundan beri kızıyla ilgilenen babanın yükü ikiye katlanmıştır. gönül köprüsü birbirlerini anlamalarına ve iletişim kurabilmelerine imkân tanıyor. Ne kadar doktorlar bunun mümkün olmadığını söylese de baba kız arasındaki güçlü bağ hiç kopmadı. Üstadın 8 öyküden bizlere anlatmak istediği; Her insanın içinde veya dışında bir kamburu vardır. Ve her kamburun sebep veya sebepleri vardır. Dış görünüşte ki kambur, kısacası her engelli birey, Aslında bizlerin onlara acınası bakışlarımız yüzünden kamburları daha da büyümektedir. Üstat bunlara dikkat çekmiş onları ötekileştirmeden farklı bir gözle bakmadan, utandırmadan normal bir birey gibi davranmamız gerektiğine dikkat çekmiş ve bunu çok güzel bir şekilde kitabına yansıtmış ve okuyucuları etkileyecek bir üsluba imza atmıştır. Herkesin bu muhteşem eseri okumasını tavsiye ederim.;) Not: duygusallığı biraz fazla olanlar dikkat etsin çünkü sizleri bazı yerlerde ağlatabilir.;)
Hikaye-Öykü
Kamburuma Üç SebepRecep Kayalı · Bilge Kültür Sanat · 2020349 okunma
CEMİL MERİÇ - DOĞU- BATI
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2021 18:03
Cemil Meriç Doğu-Batı denilince akla gelen ilk isimlerden, üstatlardan birisidir. Cemil Meriç, kendini ne bir romancı nede bir Tarihçi, kendini iyi bir okuyucu olarak tanımlıyor, insanı, toplumu, medeniyetleri, kitapları... Kitabın ilk 73 sayfası, Cemil Meriç'in oğlu tarafından biyografi tarzda kaleme alınmıştır. Şahsen bu kısmı beğenmedim, çünkü ben bu kitabı alırken "BU ÜLKE" yi okumak için aldım, oğlunun yazdığı biyografiyi değil.okurken sizi sıkabilir. Asıl Kitaba gelince bir inceleme yazmak gerçekten çok zor, çünkü her kelimesi muazzam ötesi, sanki üstad her kelimesini yazmak için üstünde saatlerce düşünmüş hissi akla geliyor. Üstat, genel olarak kitabını Doğu-Batı çekişmesi altında kaleme almış,yeri geldiğinde iran- hint medeniyetine de değinmiş,bu medeniyetleri etkilyen üstatlar hakkında da düşüncelerini belirtmiştir. Gandhi bunların başında gelir. Aslında bir çok yazara değinmiştir, bunlardan bazıları; Balzac, Dante, ibni haldun, said Nursi, Tagor....vs Doğu- Batı derken aslında Batılılaşmayı kastediyor,ona göre biz gömlegimizin ilk düğmesini yanlış ilikledik, Batı'nın bilimini değil de, Batı'nın bize uymayan kültürünü aldık. Ve bu kültür bize uymadığı için hep geriye gittik. çünkü Doğu'nun Ruh(manevi)yönü kuvettliyken Batı, madde'yi tanrılaştırıp ön plana çıkartmıştır. Vücuda uymayan kan gibi, vücut bunu kabul etmediği için hiçbir zaman gelişemedik. Hep geriye gittik. Aslında bu eleştiriyi daha çok Aydınlara yapmaktadır. Üstada göre onlar Hazıra konmakta, bir caba sarf etmeden direk batıda olan şeyin aynısını toplumumuza getirmektedirler. Bu konuyu açmak gerekirse; Üstat, Batı'nın dünyaya kattığı ideolojilerin altında yatan asıl amaçları Türk insanına göstermek için çabalar. Bu bağlamda Batı'nın süslü ideolojileri aslında koftur. Yazar sık sık "izm"
Araştırma-İnceleme
Bu ÜlkeCemil Meriç · İletişim Yayınları · 202425,3bin okunma
"İNSANLIĞIN DİRİLİŞ"
10/10
·159 syf.··
Beğendi
·
2021 16. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2021 17:53
"İnsanlığın dirilişi" Sezai Karakoç'un muhteşem eserlerinden bir tanesi. "Keşke daha önce okusaydım" dediğim nadir eserlerden bir tanesi. Rönesan öncesi ve sonrası anlatan özellikle de Rönesantan sonra Batı'nın insanlığı nasıl bir boşluğa,buhrana, anlamsızlığa sürüklediğini anlatan bir eser. Kitabın asıl konusu Batı'nın düştüğü buhran ve batının peşinden sürüklediği devletler,milletler ve buna karşılık Orta Doğunun (Müslümanların) bu buhrana karşı dirençsizligini mükemmel bir şekilde anlatmıştır. Yeri geldiğinde Eski Yunan, hint mitolojisi,asya, Afrika, Sanat, edebiyat,felsefe, bilim, kişi bazında ise Nietzsche, Karl marx' ada değinmiş ve Buhranda ki etkilerini yorumlamıştır. Işte bu kitapta böyle bir yorumlama mevcut. Devrimleri, Eski Yunan ve Hint mitolojilerini, Nietzsche'yi, Karl Marks'ı vs inceleyip,zamanla dinin felsefeye, felsefenin de politikaya dönüşerek -izm lerin kucağındaki insanlığa, İslam'in ışığında bir "Diriliş İnsani" olmanın tarifi yapılıyor. Sezai Karakoç kitabında bu buhranın ilk başta neyden kaynaklandığını, bunun nasıl geliştiğini ve kitabın sonuna doğru da bu boşluktan,buhrandan kurtulmanın yolunu bizlere göstermiştir. "İnsanlığın dirilişi, İslami gereği gibi anlamaktan geçer" Hiç sıkılmadan okuyacağınız, bazı paragrafları bile isteye 2 defa hatta 3 defa okumak isteyeceğiniz bu şaheseri tavsiye ederim. Ve son olarak kitabın özeti mahiyetinde şu alıntıyı paylaşmak isterim; "Rönesans, temelinde iki eksiği taşıyordu. Bunlardan birincisi, her yeni oluşta bulunması gereken yeterli orijinal özün bulanmayışıydı. Yani yeni bir insan oluşmasındaki büyük yenilik sükûneti veya tazeliği Rönesans akımında bulunmuyordu. İkincisi, Rönesans'ın İslâmı gereği gibi değerlendirmeyişiydi. İslâma olan ilgisinin zayıflığı, Rönesans akımının metafizik
Düşünce
İnsanlığın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20238,1bin okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2021 15. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2021 19:11
İslâm düşüncesi, Selef, Kelâm, Tasavvuf ve felsefeden oluşmaktadır. Bu güne kadar İslam düşüncesiyle ilgili okuduğum en muazzam eserdi. Üzerine yazılacak sayflarca şey var. Selefi düşünce için "Nass", Kelâmî düşünce için "akıl" , Tasavvuf için " Keşf, ilham, sezgi" daha çok önemlidir. Kitap bu düşüncelerin yapısını, işleyişini çok açık bir şekilde ifade etmiş, birbiriyle mukayese edip yeri geldiğinde de eleştirmiştir. Yeri geldiğinde yazarımız, bu düşünce yapılarının düştükleri hatalara bizim de düşmememiz gerektiğini hatırlatıp dikkatimiz çekmiştir. Ayriyeten yazarımız, 3 düşünecenin birbirinden ayrılmaz bir bütün olduğunu şu sözlerle bizlere belirtmiştir. "Herhangi bir şeyin var olması için üç boyuta ihtiyaç vardır. En, boy,derinlik. Nass akıl ve keşf İslam düşüncesinin 3 boyutudur. Bunlar var olmadan İslam düşüncesi mevcut olamaz". Selef ( Doğma), Kelâm ( Rasyonalist), Tasavvuf ( mistik). Bu konular genel itibariyle ağır konularıdır ama yazarımız gayet, açık bir şekilde, okuyucuyu hiç sıkmadan, kitabın başından sonuna kadar saf bir dille bizlere sunmuştur. Son olarak,Özellikle ilahiyat camiasının muhakkak okunması gereken bir eser olduğunu belirtmek isterim.
Din
İslam Düşüncesinin YapısıSüleyman Uludağ · Dergah Yayınları · 2018260 okunma
Reklam