Mavi gözleri ya da yürüyüşündeki heybet,bakışındaki asalet değil bizim bilmemiz gereken nokta.Bizim bilmemiz gereken şey Atatürk'ün dehasıdır.
-Oğuzhan Uğur-
Yağmur var çok sevdiğim rüzgar da
Bugün pazar daha uyanmadı komşular
Damların üzerinde kuşlar daha rahatlar
Radyolarda eski şarkılar çalıyorlar bu saatlerde
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçenlere doğru
Yağmur da var çok sevdiğim rüzgarda
Daha uyanmadı komşular bugün pazar
Ve ben seni çok özledim
Dışarı çıkmak istiyor canım
Tek başına haytalık etmek
Islanmak pazar sabahında yağmurda
Boş caddelerde dolaşmak
Vitrinlere bakmak sinemaların afişlerine
Sokakların isimlerine
Telefon kulübelerinde uyuyan çocuklara
Bir merhaba demek sessizce
Sahilde martılara simit atmak
Otobüslerin ilk seferlerine binmek
Gitmek istiyor canım hayatın gittiği yere
Islık çalıp şarkılar uydurmak kendi kendine
Fırından taze ekmek alıp buğusunu çekmek içine
Ve ben seni çok özledim
Tam böyle bir şey çiçeğe su yürümesi
Bebeğin ağlaması toprağın uyanması
Yağmurun yağması ateşin sıcağı
Bu pazar sabahı tam böyle bir şey
Bir sabahçı kahvesine uğramak
Bir bardak çay taze dem kokusu
Yani hayatın atardamarlarında dolaşmak
Çocukluğum henüz sıcak
İnanın sonrası yok
Sabah akşam çalışırım
Bakmayın tantanaya çok
Umutlar bir kasada
Sıkışmış bir masada
Dokuz altı yollarında oy
Bir ömür geçer buralarda
Sanki yarın dünden uzak
Bitmeyen bir ızdırap oy
Dokuz altı yollarında
Bir zincir boğazımda
Sıkar sıkar gevşetemem
Ağlayamam
Ayda yılda bir kaçamak
Kaçsak bile yaşama bak
Dokuz altı yollarında
Gülmek yasak
Savrulmuşuz odalara
Bahara ve dağlara hasret
Şu gördüğün döner koltuk
Sanki ömür törpüleyen rulet
-Efkan Şeşen-