Ömrümüz sırat köprüsünden düşme korkusu ile varma heyecanı arasında geçiyor, yaşamaya çalışıyoruz işte.
Yorgunluğun zevki ile zevkin yorğunluğu arasında koşup duran, dengesizlikler içinde dengenin kendisiyiz biraz da.
Bu yüzden düşmemeye çalışmak, hata yapmadan ilerlemek istemek, kusursuz olmayı dilemek insan ruhunu çok yoruyor.
İnsan olmamaya çalışmak yoruyor bizi. Fıtratımızı kabullenmemek, acizliğimize kör kalmak yoruyor.
Hep dahası olmak istiyoruz...
Her işi biz halleder, her kalbi biz yönetebilir, her şeyin en kusursuzu biz olabiliriz gibi geliyor.
Olmuyor...
Olmayınca hayal kırıklıklarını yerden topluyor, toplarken "evde japon yapıştırıcısı var mıydı acaba ya?" derken buluyorsun kendini.
"İnsan" olmanın konforuna kaçmak gerekiyor.
Ve en çok kendine merhamet etmek...