" Etkin korku içinde kaçış, haksız yere, ulusal bir davranış sayılmıştır. Doğruyu söylemek gerekirse, kendisi ile tehlike arasında mümkün mertebe en büyük mesafeyi koymak isteyen birinin hesabını görürüz orada. Ancak bu o sırada sadece bir sakınım olacak bu tutumu anlamamaktan ileri gelir. Kendimizi sağlama almak için kaçmıyoruz: Baygınlıkta yok olamayacağımızdan dolayı kaçıyoruz. Kaçış, oynanmış bir baygınlıktır; öte yandan birdenbire potansiyel bir yön yaratarak, yaşadığımız mekanın vektörel yapısını ters çevirmek suretiyle tüm bedenimizle tehlikeli nesneyi yadsımaktan ibaret büyüleyici bir tutumdur bu. Bir çeşit unutmadır, yadsımadır... Böylece korkunun gerçek anlamı görünür bize: Bu, sihirli bir davranış sayesinde dış dünyadaki bir nesneyi yok saymayı amaçlayan ve kendisi ile birlikte nesneyi yok etmek için yok olmaya kadar gidecek olan bir bilinçtir.