Böyle tam takır sefaletin göbeğinde yaşıyorsun da
Hala mı korkuyorsun ölmekten
Açlık yer etmiş yanaklarında
Gözlerin İhtiyaç ve sıkıntını ele veriyor Nefret ve yoksulluk çökmüş omuzlarına Ne dünya senin dostun, ne de yasalar;
Seni zengin etmek için hiçbir yasa koymuyor dünya
Öyleyse dürüstlükten kurtulmak için
Al şunu, çiğne yasayı
Yere batsın felsefe!
Felsefe bir Juliet yaratamadıkça,
Başka yere taşıyamadıkça bir kenti,
Bir prensin kararını değiştiremedikçe
Hiç yararı yok, yeter bundan söz etme!
Şiddetle başlayan hazlar şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için, ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır.
Çok isterdim ah bir güzel uyup göreneklere
Demin söylediklerimin tümünü inkar etmeyi!
Ama uğurlar olsun görgü kurallarına.
Seviyor musun beni? "Evet" diyeceksin, biliyorum
Sözüne güveneceğim ben de; ama yemin edeyim deme
Belki de tutamazsın; Zeus alay edermiş derler
Sözünü tutamayan aşıklarla
Romeo beni seviyorsan söyle bana açıkça
Kolayca elde edilmiş sanıyorsan beni eğer
Çatayım kaşlarımı, naz yapıp "hayır" diyeyim sana
Ta ki sen kapanasın ayaklarıma.
Yoksa dünyada yapmam öyle bir şey.
Doğrusunu istersen güzel Montague,
Çılgınca seviyorum seni; belki de bu yüzden
Hoppaca buluyorsundur benim hareketlerimi
Ama inan sevgilim daha bağlı olacağım sana
Daha kurnaz olup da çekingen duranlardan.
İtiraf etmeliyim ki, daha çekingen davranmalıydım
Ama farkına varmadan ben, seni sevdiğimi
Ağzımdan işitmişsin, nolur bağışla beni
Hafifliğe yorma sakın
Karanlık gecenin açığa vurduğu çaresizliğimi.