“Fakat nasıl oluyor da bu adam herkesi sevmenin kolayını buluyor?
..Onlara ne kötülük etseniz gene gelir size sokulurlar.
..Herkesi sevdikleri için iyi insan sayılırlar; oysa kimseyi sevmezler ve kötü olmadıkları için iyidirler. Böyle bir adamın önünde bir fakire sadaka verirseniz o da verir; ama küfredin, alay edin, o da aynı şeyi yapar.”
“— Ne?.. Tanrının günü temizlik mi? Ben dünyaya bunun için mi geldim? Ölürüm daha iyi.
— Peki, niçin başkalarının evi tertemiz oluyor? Bak şu karşıdaki akortçunun evine, baktıkça insanın içi açılıyor.”
“Sıra sıra kelebekler arasındaki bir örnekten başka bir şey değilim.
Hizayı bozduğum zaman bana karşı kin besliyor. Ölü olmam gerekiyor; iğnelenmiş, hiç değişmeyen, sürekli güzel.
Güzelliğimin kısmen canlı olmamdan kaynaklandığını biliyor, ama ölü beni istiyor.
Beni canlı ama ölü arzuluyor. Bunu fena halde hissediyorum bugün.
(...)
Bir gün bana ölüm kavanozu dediği şeyi göstermişti. Onun içinde tutsağım ben.
Kanatlarım cama çarpıyor. Dışarıyı görebildiğim için hâlâ kaçabileceğimi sanıyorum. Umut besliyorum. Ama hepsi bir yanılsama.
Kalın, yuvarlak bir cam duvar.”