Sayfalara Karışmak

Sayfalara Karışmak
@Sayfalarakarismak
Satırlarda gezinen gölgeler… İg: Sayfalara Karışmak YouTube: youtube.com/@sayfalarakaris... TikTok: tiktok.com/@sayfalarakarismak
Livaneli’nin “Bekle Beni” Adlı Eserinin İncelemesi
8/10
·192 syf.··
2026 4. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 14:32
“O denli bağlıyız ki birbirimize... Sevdamız kadar korkularımız ve tutkularımız da güçlü bizim.” ~ Bekle Beni Gelin, Selim’in sesini duyalım. İçinde yankılanan çığlıklara şahit olalım. Roman, Selim ve Leyla’nın hikâyesiyle başlar. Okul sıralarında tanışan çift, evlenerek bir yuva kurar. Ancak ilerleyen zamanlarda, dönemin eleştirisiyle birlikte fikirlerin nasıl “tehdit” olarak algılandığını görmekteyiz. Selim, bir gece yaka paça evinden alınıp kırk kişilik koğuşta fikirleriyle savaş verir hâle gelir. Aydın kişiliğin tarafında olduğu için adaletsizce hapis yatar. Koğuşta arkadaşlarının çektiği işkencelere, özlemin getirdiği duygusallığa ve yalnızlığın insanı nasıl delirttiğine şahit olur. Suçlu olmadığı hâlde aradığı cevapları bulamaz. “Her gün ölüyordu, yeniden doğmak için.” Hapis sürecinde Selim, Leyla ile durmadan mektuplaşır. İçinde kurduğu hayale adaleti ve özgürlüğü de karıştırır. Bir sene geçer, Leyla hâlâ Selim’i bekler. Oysa Selim, karısına haber göndermeyi başaramaz. Tekrar hapse girmemek ve özgür yaşamak için İsveç’e kaçak yollarla girer. Orada derin bir iç çatışma yaşar. Günlerce karanlık bir odada bekletilir. Günler süren yalnızlık, İsveç polisleri sayesinde son bulur. Selim, Leyla’sına ve kızına artık kavuşmuştur. “Sanki özgürlüğün bir gölgesiymiş gibi aldatmak istiyor bizi.” Roman sade bir dille kaleme alınmış, az da olsa geriye dönüşler ve çeşitli iç çatışmalarla süslenmiştir. Fikirlerimi belirtecek olursam romanın ilk bölümleri bambaşka bir atmosfer içindeydi. Gidişatından dolayı olumsuzluğa kapılmama rağmen duygulanmadan edemedim. Fakat bazı yerler vardı ki katılmadığım fikirlerle iç içeydi. Tüm bunların yanında, sanki bir film kasetinin içindeydim ve her şey belirli akışa göre ilerliyordu. Livaneli’nin kalemi, her zamanki gibi mükemmeldi! “İyi
Edebiyat
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Turnalar Güneye Uçarken” Adlı Romanın İncelemesi
8/10
·352 syf.··
2026 3. kitabı
“O zaman anlamamıştım ama şimdi sensiz bir mutfak da yabancı bir yatak da varmış.” ོ Turnalar Güneye Uçarken Bu roman, size yaş ilerledikçe hayatın bahşettiği kusurları ağır ve yıpratıcı bir şekilde gösteriyor. İlk sayfalardan itibaren hüzün dolu duygularla karşı karşıya kalıyorsunuz. Yaşının ağırlığını taşıyan Bo, yanında yoldaş edindiği köpeği Sixten’ı kaybetmek üzeredir. Oğlu ile arasında yaşanan gerginlik sonucu Sixten’ın başka bir aileye verilip verilmemesi konu edilir. Bo, hayatının son demlerinde kendisine yoldaş arar. Köpeğini başkasına vermek istemez. Ancak kemikleri zayıfladığı için Sixten ile vakit geçirememeye başlar. Köpeğiyle kurduğu bağ, hayatın darbelerinden bile daha kuvvetlidir. Bağlılığın ve sadakatin esas alındığı bu romanda Bo, eşi Fredrika ile de bazı sorunlar yaşamaktadır. Demans hastası olduğu için çoğu zaman eşinin yanında yabancı kalır. Durum böyleyken Bo’ya bir darbede oğlu Hans’tan gelir. Ne zaman üzülse eşini hissetmek ister. “Keşke”ler ile kendisini bitirir. “Elimi başına götürüp ince telli saçlarını okşamayı o kadar isterdim ki…” Zaman geçer, Bo’nun elinden köpeği alınır. Çaresizlik bir dağ gibidir. Bo için artık ölümden başka çare yoktur. Son nefesini vermeden dakikalar önce kavanozda sakladığı eşinin fularını koklamak ister. Sonsuza kadar yaşatılan aşkın izleri, bir cuma günü son bulur. İki bölümde bir geriye dönüş tekniğiyle Bo’nun eski anılarını ziyaret ediyoruz. Geçmişte nasıl bir ailesi ve nasıl bir yaşantısı vardı, zamala öğreniyoruz. Fakat iki eleştiri yapmak istiyorum. Dil olarak basit bir dil tercih edilmiş. Cümleler bazen yarım kalmış gibi hissettiriyor. İsveç edebiyatından okuduğum ilk roman olduğu için geneli mi böyle diye düşünmeden edemedim. Ayrıca editöründen kaynaklı az da olsa göze çarpan yazım yanlışları
1000Kitap
Turnalar Güneye UçarkenLisa Ridzén · Timaş Yayınları · 2025322 okunma
Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda
6/10
·120 syf.··
2026 1. kitabı
“Edebiyat, başkalarının görüşlerini mantığı aşan derecelerde umursayan erkeklerin enkazlarıyla dolu.” Virginia Woolf - Kendine Ait Bir Oda Açıklamak gerekirse çözümlemeye oldukça yatkın bir kitap diyebilirim. Hayalini kuracağınız bir kitaptan çok, hem toplumsal hem felsefi hem de psikoloji yönünden toplum kimliği üzerinde yoğunlaşmanız gerekir. Fikir dünyanızı çok meşgul edecek, her seferinde yeni şeyler katacaktır. Toplum ne iki cinsiyetin yüceliğinden ne de ayaklar altına alınmasından söz ediyor. Woolf, bize bu konuda tebessüm ettirecek kadar güzel düşünceler verdi. Kitap, kadınların neden tıpkı Shakespeare gibi bir bilgin çıkarmadığı üzerinde tartışmamızı sağlıyor. Kadının neden bir tiyatro oyununda yer almadığını, neden kitapları gizleyerek okuması gerektiğini, kimlik sorunu yüzünden kadınlara dayatılan ev işlerinin neden zorunlu kılındığını sorguluyoruz. Neden, diye sorarak defalarca kez düşünmemizi sağlıyor Woolf. “Bir yılda kadınlar hakkında kaç kitap yazıldığına dair fikriniz var mı? Bu kitapların kaçının erkekler tarafından yazıldığına dair bir fikriniz var mı?” Yazar, fikirlerini sorduktan hemen sonra yorumunu ekliyor. İlk başta bir nehir kenarında yürüyüşe çıkıyor gibi hissediyor, devamında birçok incelemeye açılan kapılara girip çıkıyorsunuz. En sevdiğim kısım, Shakespeare’nin hayalî kardeşinin hikâyesiydi. Kadınların zorunlu evliliklerini, neler yaşadıklarını ve hayatı boyunca desteklenmemiş olmanın hüznünü bizlerle paylaştı. Gerisini okuyarak siz tamamlayın. Benim maceram bu şekildeydi. Ancak unutmadan söylemeliyim ki birçok kişiyi zorlayabilecek bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
1000k
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · Can Yayınları · 202248,3bin okunma