Kimseye kin gütmek yok, kendine acımak yok. Sen şu anda inşaat halinde bir sırça saraysın, unutma. Nasıl binalar yapılırken, tabelalar koyuyoruz. Etrafa verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özür dileriz, diye. Yüreğini inşa ediyorsun sen de.
Her zaman kendi içine bakmak en emin yol. Başkalarıyla uğraşmayı bırak. Her gazap, her kahır ağır bir çanta. Niye taşıyasın? At onları. Sıcak hava balonu gibi hayat. Yukarı mı gitmek istersin, aşağı mı? Hiddeti, intikamı, rekabeti bırak. Torbalarından kurtul.
"hapishane, tımarhane fark etmez. Ahenk varsa içinde en berbat yer bile sana vaha olur. Ahenk yoksa cennette bile rahat edemezsin."
Budala, kestirip atmaya karar veriyorum."Eğer iyi ile kötü birbirlerine dengeliyorsa, herkes canının istediğini yapabilir demektir."
"Yoo, öyle değil. Canının istediğini yapamazsın. Sen yalnızca yaradan senin içine neler koyduysa onlardan bir şey yapabilirsin. Ben de unsurlar var mesela. Sen de unsurlar var. Zişan'ın çoğu su. Sen, ateşsin muhtemelen. Evet, Alev. Aslı olan şu: sana verilen özellikleri nasıl değerlendireceksin? Eğer içinde denge yoksa o kişi hep gergin olur. Patlamaya hazır bomba, yazık. Burası bir cehennem diyorsun. Olabilir. Ama cehennemin içinde kendi bahçemi yaparım ben."