Eleştiri yapmayı seven, eleştiri yapılmasına katlanamayız. Kendi hatalarımızı görmeyip, başkalarının hatalarını, hakkında gevezelik ederiz. Özel insan olduğumuza kanaat getiririz. Başarısız olunca, bunun sebebi beceriksizliğimizden değil, çevresel faktörlerden kaynaklandığına inandırırız.
Öylesine yavan bir yanılsama çıkmazındayız ki, kendimizi topluma beğendirme, ilgi çekme, arzulanma duygusuna kapılıyoruz. Hastalık düzeyinde beğenilme, takdir edilme, herkese üstünlük kurma hırsımız var.
Mutsuzluğumuzun birincil sebebi aslında biziz. Mutlu olmak, en güzel sevgiliye, en iyi arabaya, kaliteli kıyafetlere sahip olmak değildir. Yolda yürürken, bir sokak müzisyenin sevdiğin şarkıyı çalmasıyla, sevdiğin insanın seni gerçekten sevmesiyle, mutlu olabilirsin. Parasal anlamda fakir kalabilirsin, bu senin suçun değil. Özünde ruhumuz, zihnimiz fakir olursa yaşamdan alınan zevkten mahrum bırakırsak kendimizi asıl fakirlik budur.