“ O günden sonra teorimi yaşayan hiç kimseyle paylaşmayacağıma dair ant içtim… Sonuçta bir gökkuşağının peşinde koşuyor olabilirim; tesadüflerin bir oyunu sonucu yanlış yönlendirilmiş olabilirim; ama ormanlar ve yaban tepelerin arasındaki bu mistik sessizliğin ortasında dururken kokuyu alabildiğimi hissediyorum.”
“Elbette korkumu yenmeyi başardım; bu deneyimi yaşadığım için daha güçlü olmam gerektiğini düşündüm, her şeyi iyi tarafından görmem gerektiğine kanaat getirdim. Yeterince zorlu bir yaşamdı. Tamamen kendi başımaydım.”
“Yürüyorum. Sonsuza dek küçülen bir
mesafeye doğru -her parçamı bir dağ başında, sıcaktan insanların eridiği bir mahşer ortasında bırakarak, parçalarımı azar azar her bir yana dağıtarak solgun, ölü,
titrek, ama kendimi yitirmeden- yol alıyorum. “