Ahmed Arif... Sevdiği kadına mektup yollayabilmek için mektup pulu alacak parası olmadığı için hamallık yapan Ahmed Arif...
Bir yazarı tanımanın en iyi yolunun onun günlüğünü ya da mektuplarını okumak olduğunu düşünüyorum. Filtrelerden arınmış ve samimi bir dille karşılaşıyorsunuz. Bir de bu kişi şiir yazabilen, kalemi iyi laf yapan biriyse hepsinin karışımı olarak tam bir edebiyat şöleni oluyor. Bu kitapta da Ahmed Arif'in Leyla Erbil'e olan aşkını okumak çok keyifliydi. Yazmayı bilen adamlar sevmeyi de bilince ortaya böyle harika eserler çıkıyor sanırım. Eğer mektup tarzında bir şeyler okumak istiyorsanız bir şans verin derim.
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,6bin okunma
Daha önce bir kitabı okurken bu kadar sıkıldığımı hatırlamıyorum... Kitap akip gitmedi hiç. Umarım sorun bendedir çünkü puanı yüksek bir kitap ve beklentim karşılanmadı...
Kitap kendi ekseninde daire çizen ve dili oldukça akıcı bir kitap. Kendi ekseninde daire çizen tabirimi kitabı okuyanlar anlayacaklardır. Çok fazla bilgi vermek istemiyorum bu konuda. Sürprizi kaçmasın..:) haydi kitabın içeriğine bakalım:
Charlie Gordon, zeka seviyesi oldukça düşük bir genç. Olaylar arasında basit bağlantılar bile kuramıyor. Öyle ki fırındaki iş arkadaşlarının onunla alay edip gülmesini onu dost bildikleri için olduğunu zannediyor.
Sonrasında Charlie'ye bir takım deneyler uygulanıyor ve Algernon denen deney faresiyle tanışıyor. Çeşitli testlerden geçiyorlar. Bu fare bile ondan akıllı olunca haliyle epey içerliyor karakterimiz. Ona, onu şimdiki halinden katbekat daha zeki yapacaklarını söylüyorlar ve Algernon üzerinde denedikleri şeyi Charlie'nin üzerinde de deniyorlar. Charlie kısa bir süre sonra inanılmaz bir gelişme gösteriyor. Ne yazık ki bu defa da etrafındaki insanlar yine ondan uzaklaşmaya başlıyor. Bu defa uzak durmalarının nedeni onun kendilerinden daha zeki olması ve karşısında yetersiz hissetmeleri.
Bu kısa sürede Charlie aslında zekanın tek başına bir işe yaramadığını, dost edinmek için başka başka şeylere de ihtiyaç duyulduğunu fark ediyor. Moron olduğu zamanlarda da insanlar onu anlamayıp bir şekilde uzak duruyordu, çok zeki olduğunda ise bambaşka bir yalnızlığa mahkum edildiğini fark ediyor. Fakat bu noktada zekasının bu kadar hızlı ilerlemesinin sonradan doğurduğu bazı negatif olaylarla karşılaşıyor...
Kitabın hepsini anlatıp okuma isteğinizi kaçırmak istemem. Bu yüzden lütfen kitabı muhakkak okuyunuz. Pişman olmazsınız.
Küçükken de Şermin Yaşar okumayı çok severdim. Bu kitabını okumak için çok geç kalmışım onu anladım. Kitabın her satırını buraya alıntı olarak yazabilirim. O kadar bana benziyor ki ana karakter sürekli "aaa ben de böyle yapardım, ben de böyle derdim. Yürü be çocuk" gibi ifadeleri çokça kullandığımı söyleyebilirim. Kitabı övmeyi bitirip hemen içeriğe geçiyorum:
Kitap küçük bir kız çocuğunun gözünden hem kendi dünyasını hem de büyüklerin dünyasını anlatıyor. Çocuk aklını o kadar güzel anlatmış ki okurken çok eğlendim. Biraz çocuk kitabı gibi gelmedi değil tabii... Ama yine de çok eğlenceliydi. Günlük hengameden uzaklaştırdı. Mesela tuz ruhu isteyen birine önce sofra tuzu yollayıp ruhunun arkadan geleceğini söylemek... Günlerce buna gülmüş olabilirim. Velhasıl okuyun derim çok güzel bir kitaptı.
Dedemin BakkalıŞermin Yaşar · Taze Kitap · 201812,9bin okunma
Güzel bir kitap. Japonların o anlam arayışı ve dinginliği de güzel bir şekilde işlenmiş fakat yer yer okurken sıkıldığımı hissettim. Hikayelere biraz daha tempo kazandırılsaydı daha da güzel olurdu diye düşünüyorum. Kitapta günümüzde de yaşadığımız, gördüğümüz olay örgüleri görüyoruz. Sanırım normal hayatı bir de kitaplardan okumak sıkmış olabilir. Ama okunur yani dingin bir kitap.