Bizler rüzgarlı insanlarız Şehsuvar. Ruhumuz fırtınalarla dolu, onun için bu kadar çok mana yüklüyoruz kadınlara zaten. Aşkı, hayatımızı destana çevirecek mucizevi bir vaka olarak telakki ediyoruz. Bir süreliğine doğru ama sonu hüsran.
Kendi yarasına aşık bir mazoşist gibi gittiğim her yere taşıdım hasretini. Milletler kapışmasında, o siyaset hengamesinde vatan allak bullak olurken, aynanın kenarında arada bir gözüme ilişen bir kartpostal değildin sen. İçten içe sızlayan bir kalp ağrısıydın ki, sadece o debdebeli günleri değil, bütün bir ömrü benimle birlikte yaşayacaktın. Hiç mübalağa etmiyorum, ikinci bir zihin gibiydin kafatasımın içinde, ikinci bir yürek gibiydin göğüs kafesimde. Hatıralardan bahsetmiyorum; şimdiki gibi o gün de ne yaptığın, kiminle olduğun büyük meraktı benim için, büyük kaygı, büyük kıskançlık. bensiz okuduğun kitaplar,izlediğin piyesler, gezdiğin sokaklar her biri ayrı bir ızdırap vesilesiydi.
Kapatamadım o sayfayı Fuat. Belki aşk değil tamamlanmamışlık hissi.. Bir nevi yarıda kalmışlık. Sanki iki hayatım var biri bu yaşamış olduğum, diğeri Esterle yaşayabileceğim. İkincisi Esterle ayrıldığım günde kalmış gibi.
Bu sana son mektubum,son seslenişim. Hayır artık Bir cevap da beklemiyorum, hayatına tesir etmek de istemiyorum. Fakat asla hoşça kal da demeyeceğim. Hoşça kal sevinç hoşçakal mutluluk hatta hoşçakal umut diyebilirim ama asla hoşça kal Ester sözcükleri dökülmeyecek kalemimden. Yeniden kavuşma ihtimalimiz olduğu için değil bu yarıda kalmış aşkı,bu hiç bitmeyecek hasreti, bu derin ızdırabı yorgun bedenim ile birlikte toprağa götüreceğim için.