Bu ancak mazimizle yeniden bağlar kurarak gerçekleşir. Onlardan kaçarak değil, korkularımızın üzerine giderek gerçekleştirilebilir. Ömer kimselere söylemediği sırrı bana fısıldadığında aslında kendi yarasını sarmam için bir kapı aralamıştı. Bana düşen bu aradan içeriye girmekti. Başka bir yolu yok...
Kolay değil insanın yaşadıklarını unutması. İnsan bir kap, bir çanak değil ki üzerindekileri yıkadığında arınsın ve hiç kirlenmemiş gibi olsun. İnsan dışını parlatabilir, lakin ya içini? İnsanın mutlu ve huzurlu olması için içinin de yarasız, beresiz, lekesiz olması ve kirden, pastan, çürümüşlüklerden arınması gerekir. Ama bunu sağlamak o kadar da kolay olmuyor.