Andre Alexis’in bu romanında iki tanrı, yani Hermes ve Apollo, bir iddiaya girer:“Eğer hayvanlara insan bilinci verilirse, mutlu olabilirler mi?”Bu sorunun cevabını test etmek için bir grup köpeğe insan zekâsı ve dili verilir.Sonrası… beklenen bir “sevimli deney” değil, oldukça sert ve düşündürücü bir hikâye.
Kitap, dışarıdan bakınca bir “fantastik fikir” gibi eğlenceli başlıyor ama kısa sürede insan doğasına ayna tutan bir hale dönüşüyor.
Köpekler üzerinden aslında şu sorular soruluyor:•
*Bilinç arttıkça mutluluk azalır mı?
*Özgürlük mü daha ağır, yoksa cehalet mi daha hafif?
*Toplum kurmak doğamız mı, yoksa bir zorunluluk mu?
Bana en çarpıcı gelen tarafı şu oldu :Köpekler insanlaştıkça… daha “iyi” olmuyorlar.Tam tersine, güç, korku, hiyerarşi ve çatışma ortaya çıkıyor.
Bu hikâyedeki köpekler aslında biziz gibi geldi bana…Hem felsefi hem yer yer sert, hatta rahatsız edici bazı sahne ve dialoglar var .
Köpekler insan bilinci kazandıktan sonra konuşmayı öğreniyorlar.
Ama hepsi aynı yolu seçmiyor.
Bazıları dili kullanarak dünyayı anlamaya çalışırken, bazıları bundan kaçınıyor.
Hatta zamanla kendi dillerini oluşturanlar bile oluyor.
Dil sadece iletişim değil, aynı zamanda gerçekliği kurma biçimi demek istenmiş gibi geldi bana .
Ve herkes aynı gerçeği paylaşmak zorunda değil.
Başta eşit gibi görünen köpekler, çok kısa sürede bir düzen kuruyor.
Liderler çıkıyor, itaat edenler oluşuyor, dışlananlar beliriyor ve hatta öldürülenler oluyor…